Okul kantinlerine fast food yasağı geliyor
Okullarda obeziteyi önlemek ve öğrencileri şuurlu beslenmeye özendirmek için çalışmalar başladı.
Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 2011-2012 eğitim ve öğretim yılında, okul kantin işletmecileri ve 16 milyon öğrenciyi yakından ilgilendiren yeni bir uygulamayı devreye sokuyor.
Radikal’in haberine göre, Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Dr.Seraceddin Çom, uygulamayla ilgili şu bilgileri verdi: “Sağlık Bakanlığı, öğrencilerin yaş ve aktivitelerine uygun mönü örneklerini hazırlayarak MEB’e iletti Önümüzdeki eğitim yılı boyunca çocuklar bu mönülere uygun şekilde beslenecek. 2012 ocak ayından itibaren, Türkiye’deki tüm kantinlerde süt, ayran, yoğurt, taze meyve suyu ve taneyle meyve satışı yapılması zorunlu hale getirilecek. Kantinlerde sıkı bir denetim başlatacağız. Ekipler şimdiden hazır. Uyarıları ve denetimleri dikkate almayan kantin işletmecilerinin anlaşmaları feshedilecek.” Kampanya yapılacak Sağlık Bakanlığı ve MEB işbirliğiyle 2010 yılı sonunda, ‘Beslenme Dostu Okul’ projesini başlattıklarını anımsatan Dr. Çom, “Bu projeyle çocukların sağlıklı beslenmesine yönelik, birtakım kriterler koyduk. Türkiye genelindeki 150 okula ‘Beslenme Dostu Okul’ sertifikası verdik. Yeni eğitim döneminde projeye hız vererek devam edeceğiz” dedi. Çom, sağlıklı beslenme konusunda bilinçlendirme çalışmalarının süreceğini, afiş, broşür, kitap, CD ve bilgilendirici çizgi filmler hazırlandığını söyledi. Öğrencilerin ilgisini çekmek ve sağlıklı beslenmeye teşvik etmek için, farklı yöntemleri de deneyeceklerini belirten Dr. Seracettin Çom, “Öğrenciler ders gördükleri sırada kapı açılacak ve çizgi film kahramanı kostümü giymiş görevliler, onlara sağlıklı beslenmeyi anlatacak” diye konuştu.
Yeni Öss Sistemi Hazır
2009 öss sistemindeki ufak değişikliklerin ardından birçok kişi 2010 da yada 2009 öss de gerçekleşebilecek köklü öss değişikliğinden haber bekliyor.YÖK Başkanı Prof.Dr.Yusuf Ziya Özcan’la yapılan bir reportajda ”yeni öss modeli çalışmalarında sona gelindiğini ve bu konuyla ilgili komisyonun çalışmalarını gizlilikle sürdürdüğünü” açıkladı.Çalışmalarda sona gelindiğini ve zamanı gelince basına duyurulacağını söyleyen YÖK Başkanı yeni öss modelinin ne zaman uygulanacağı hakkında bir bilgi vermedi fakat önceki açıklamalarına bakılırsa 2009 yılına yetişmesi zor gibi görünüyor.2009 öss sistemi ve 2009 öss sonuçları ile ilgili güncel haberlere sitemizden ulaşabilirsiniz.
Zorunlu Eğitim 9 Yıl Oluyor
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2009-2010 yılından itibaren, okul öncesinde pilot olarak zorunlu eğitime geçmeyi planlıyor.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2009-2010 yılından itibaren, okul öncesinde pilot olarak zorunlu eğitime geçmeyi planlıyor. MEB, okul öncesi alanda okullaşma oranları en yüksek 30 il belirleyerek, bu çerçevede hazırlık çalışması yapmaları talimatı verdi.
MEB Okulöncesi Eğitim Genel Müdürü Remzi İnanlı, okul öncesi eğitimde okullaşma oranlarını yükseltmeyi hedeflediklerini belirtti. Bu çerçevede yapılan çalışmaları anlatan İnanlı, geçen yılın verilerine göre yüzde 30 düzeyinde olan okullaşma oranının bu yıl gerçekleşen kayıtlarla yüzde 35′e yükselmesini beklediklerini kaydetti. Okullaşma oranını 2013 yılında yüzde 50′ye çıkarmayı amaçladıklarını ifade eden İnanlı, okul öncesi eğitim çağı olarak kabul edilen 36-72 ay arasında her bir yaş grubunda 1 milyon 100 biner çocuk bulunduğunu belirtti.
Okul öncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesi amacıyla çalışma başlattıklarını bildiren İnanlı, okullaşma oranları en yüksek olan 30 il belirleyerek bu illere birer yazı gönderildiğini ifade etti. İnanlı, yazıda illerden 60-72 ay (ilköğretime başlama yaşından önceki yaş olan 6 yaş) yaş grubu çocukları için okul öncesi eğitiminin zorunlu tutulmasına yönelik hazırlık çalışması yapmalarının istendiğini söyledi.
İnanlı, bu illerin okullaşma oranları yüzde 40′ın üstündeki Amasya, Artvin, Bilecik, Bolu, Burdur, Çanakkale, Çankırı, Denizli, Edirne, Eskişehir, Gümüşhane, Kırklareli, Kırşehir, Kütahya, Muğla, Nevşehir, Rize, Sakarya, Sinop, Trabzon, Tunceli, Uşak, Yozgat, Bayburt, Karaman, Kırıkkale, Bartın, Ardahan, Yalova ve Kilis olduğunu belirtti.
İnanlı bu illerden okul, öğretmen ve çocuk sayılarının, bu alandaki ihtiyaçlarının belirlenmesine yönelik çalışma yürütmelerinin istendiğini ifade ederek, gelen sonuçlara göre durum değerlendirmesi yapılacağını anlattı. Bu değerlendirme sonucuna göre uygun görülen illerde okul öncesinde zorunlu eğitime geçilmesi için pilot uygulama başlatılacağını bildiren İnanlı, uygulamaya 2009-2010 yılında geçmeyi hedeflediklerini dile getirdi.
20 BİN ÖĞRETMEN İHTİYACI OLUR
Soru üzerine, okul öncesi eğitimin zorunlu olmasına ilişkin pilot uygulama için kanun gerekmediğini belirten İnanlı, (Türkiye genelinde okul öncesinde zorunlu eğitime geçilecek) denilirse o zaman kanun gerekir. Ancak pilot uygulama için gerekmiyor dedi.
Okullaşma oranları göz önünde bulundurularak okul öncesinde zorunlu eğitime yapılacak illerin değerlendirilmesinin sürekli olacağını kaydeden İnanlı, illerden gelecek raporların bu alanda önlerini görmelerini sağlayacağını ifade etti.
İnanlı, Türkiye genelinde zorunlu eğitime geçilmesi durumunda 20 bin öğretmene ihtiyaç duyulacağını sözlerine ekledi.
Okul öncesinde sadece 6 yaş grubunda zorunlu eğitime geçilmesi durumunda, okul öncesi ve ilköğretimle birlikte zorunlu eğitim süresi toplam 9 yıla çıkmış olacak.
Okul öncesi eğitimi 36-72 ay (3-6 yaş) arasındaki çocukları kapsıyor. 6 yaşını tamamlayıp 7 yaşına giren çocuklar ilköğretime başlıyor.
OKUL ÖNCESİNDE DURUM
2007-2008 eğitim-öğretim yılı verilerine göre, Türkiye’de okul öncesi eğitimde 916 devlet anaokulunda, 755 özel anaokulunda ve ilköğretim okulları bünyesindeki toplam 20 bin 835 ana sınıfında 366 bin 209′u erkek, 335 bin 753′ü kız olmak üzere toplam 701 bin 962 çocuk eğitim alıyor. Bu okullarda 25 bin 650 kadrolu, 251 sözleşmeli öğretmen ve 16 bin 68 usta öğretici olmak üzere toplam 41 bin 969 kişi görev yapıyor.
Okul öncesinde 2004 yılından bu yana mobil ana okulları da hizmet veriyor. Aydın, Antalya, Balıkesir, Bayburt, Bursa, Gümüşhane, Konya, Malatya, Sakarya, Van, Denizli, Gaziantep,İstanbul ve Ankara’da toplam 22 mobil anaokulunda özellikle yoksul semtlerdeki çocuklar eğitime alınıyor.
AA
Okullarda Çince eğitimi başlıyor
Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye’ye gelen Çinli turistin artması ve Çin ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin 15 milyar doları bulması nedeniyle, İstanbul, Ankara, Aydın. Nevşehir ve İzmir’de Çince eğitimi vermeye başladı. Çince dersleri 2008-2009 eğitim döneminde 7 okulda verilirken, bu sayı gelecek yıl itibariyle artırılacak.
Milli Eğitim Bakanlığı Ticaret ve Turizm Öğretimi Genel Müdürlüğü, Türkiye’ye gelen Çinli turist sayısının son yıllarda artış sağlaması, Çin ile olan ticaret hacminin 15 milyar doları bulması ve Çin’in Türkiye’de Çin Sanayi Bölgesi oluşturmaya karar vermesi sonrasında Çince derslerini müfredata alma kararı aldı. Milli Eğitim Bakanlığı, İzmir, Ankara ve İstanbul’un Çin firmalarının yatırım yapabileceği en uygun kentler olarak ilan edilmesi nedeniyle Çince derslerini pilot olarak 7 okulda uygulamaya koydu.
Ticaret ve Turizm Öğretimi Genel Müdürü Saadettin Sabaz, Türkiye’de turizm ve ticaret sektöründeki gelişmeler nedeniyle turizm meslek liselerinde verilen İngilizce, Almanca, Japonca ve Rusça’nın yanı sıra Çince derslerinin verilmesi kararı verdiklerini bildirdi. Bakanlık, Çince derslerinin verileceği pilot olarak 7 okul seçerken, bu okul sayısının gelecek yıllar itibariyle artırılması amaçlanıyor. Çince derslerinin verileceği 7 okul ise şöyle:
“-Adana Nezihe Yalvaç Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi
-Ankara Yenimahalle Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi
-İstanbul Beşiktaş Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi
-İstanbul Beşiktaş M.Ali Büyükanlı Anadolu Ticaret Meslek Lisesi
-İzmir Karşıyaka M.Ali Lahur Anadolu Ticaret Meslek Lisesi
-Nevşehir Anadolu Ticaret Meslek Lisesi.”
Öğretmene tekbir suçlaması: deli
Din dersinde, öğrencilere teşrik tekbiri getirmeyi öğrettiği gerekçesiyle Sultanahmet Ticaret Meslek Lisesi ve Anadolu Ticaret Meslek Lisesi Müdürü Sırrı Gülmez tarafından hakkında soruşturma açılan ve okuldan uzaklaştırılan, İstanbul 7. İdare Mahkemesi tarafından okuluna geri dönmesine karar verilen Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmeni Hasan Çetin’e yönelik baskıları gözler önüne seriyoruz.
Okuldaki usûlsüzlükleri şikâyet eden Hasan Çetin’in, öğretmenlikten alınması için “deli” olduğuna yönelik dava açıldığı, mahkemenin ise söz konusu davayı reddettiği ortaya çıktı. Eminönü İlçe Milli Eğitim Müdürü Basri Özbay, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmeni Hasan Çetin’in, ruh sağlığının bozuk olabileceğini iddia ederek vesayet altına alınmasına talep etmiş ve Hasan Çetin hakkında dava açmıştı. Üsküdar 3. Sulh Hukuk Mahkemesi, söz konusu davayı reddetti.
Üsküdar 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin, 9 Ekim 2007 tarihli kararında, kendisine vasi tayin edilmesi istenen Hasan Çetin’in Haydarpaşa Numune Hastanesi’nce verilen 6098 sayılı ve 12 Eylül 2007 tarihli sağlık kurul raporunda, vesayetini gerektirir akıl hastalığının tesbit edilmediğinin bildirildiği hatırlatılarak, “İbraz edilen sağlık raporunda kendisine vasi tayin edilmesi istenen Hasan Çetin’in akıl hastalığı saptanmadığı bildirildiğinden, Eminönü İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün davasının reddi kanaatine varılmıştır. Gelen rapora ve mahkememizin gözlemlerine göre mahcur adayın kısıtlılık için hiçbir hastalığının olmadığı, vasi ve kayyım atanmasına gerek olmadığından açılan davanın reddine karar verilmiştir” denildi. Okul Müdürü Sırrı Gülmez, Baş Müdür Muavini Esen Kullebi (İnal) ve bazı müfettişlerin şikâyetçi olması üzerine Hasan Çetin hakkında dava açıldığı öğrenildi.
ÖZER: “EMİNÖNÜ İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN DAVASI REDDEDİLDİ”
Gazetemize açıklamada bulanan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ata Özer de, Hasan Çetin hakkında açılan davanın reddedildiğini söyledi.
Ata Özer, “Öğretmen Hasan Çetin’in, ruh sağlığının bozuk olabileceği sebebiyle sağlık kontrolünden geçirilmesi için CMUK 74. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere Eminönü Cumhuriyet Savcılığı’na intikali istenmiş olup, Üsküdar 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararında hastane tarafından verilen sağlık kurulu raporunda; vesayetini gerektirir akıl sağlığının saptanmadığının tespit edilmesi üzerine davacının davasının reddine karar verilmiştir” dedi.
DİN DERSİNDE TEKBİRE SORUŞTURMA
Okul Müdürü Sırrı Gülmez, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmeni Hasan Çetin hakkında, 5 Kasım 2006 tarihinde 11/A sınıfında ders yaparken, dersin müfredatı ve yıllık planda olmadığı halde, yüksek sesle, öğrencilerle birlikte “Allah-u Ekber, Allah-u Ekber…” şeklinde tekbirler getirdiği iddiasıyla soruşturma açmıştı. Sırrı Gülmez’in, 21 Kasım 2006 tarihli yazısında, Hasan Çetin’in ifadesini vermediği belirtilerek, “Müfredatta olmadığı halde öğrencilerin de teşviki ile sınıfta yüksek sesle tekbirler getirmeniz, Milli Eğitim Temel Kanunu’na aykırıdır. Bu fiiliniz 657 sayılı kanun ile 1702 sayılı özel kanunun ilgili maddelerine göre suç teşkil ettiğinden, savunmanızı, varsa delilleri ile birlikte yedi (7) gün içinde Müdürlüğünüze vermenizi rica ederim” deniliyor. Hasan Çetin’in aynı zamanda hafız olduğu da öğrenildi.
“MÜFETTİŞLERİN SORUŞTURMASI DEVAM EDİYOR”
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ata Özer, Hasan Çetin’in, 5 Kasım 2006 tarihinde din dersinde (Allah-u Ekber, Allah-u Ekber…) demesi ile ilgili inceleme-soruşturma dosyasının İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde bulunmadığını belirterek, “Ancak 2008 yılında Müdürlüğümüze gönderilen birtakım gazete kupürlerinde “Allah demek suçmuş” başlıklı haber üzerine, inceleme-soruşturma yapmak üzere Müdürlüğümüzce muhakkik görevlendirilmiş olup, inceleme-soruşturma hâlâ devam etmektedir” dedi.
İlk yeni mesaja git Seneye isteyen herkes ünivesiteye
YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan açıkladı: Gelecek yıl ÖSS’ye girecek hiçbir öğrenci üniversite dışında kalmayacak. Ayrıca isteyen açıköğretim okuyabilecek.
Her yıl üniversite hayaliyle yanıp tutuşan onbinlerce öğrenciye YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’dan müjdeli haber… Sadece TAKVİM’e konuşan Özcan, gelecek yıl hiçbir öğrencinin açıkta kalmayacağını söyledi. Özcan, bu yıl üniversitelerin kapasitelerinin artırılmasına karşın 4 bin-4 bin 500 kontenjanın boş kaldığını vurguladı.
Devletin görevi hakkı vermek
Devletin en önemli görevinin tüm gençlere üniversite hakkını vermek olduğuna dikkat çeken Özcan, açıköğretim fakültelerinin kapılarının da herkese açılacağının altını çizdi. YÖK Başkanı, dershanelerle ilgili olarak da, “Tümüyle kaldırmak mümkün değil ama herkesi kucaklarsak önemleri azalır” dedi.
Herkes üniversiteli olacak!
YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’dan gençlere müjde: Gelecek yıl hiçbir öğrenci, üniversite dışında kalmayacak Ayrıca isteyen herkes açıköğretim fakültesine kayıt yaptırabilecek.
Her yıl üniversite kapılarını zorlayan gençlere iyi haberi, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan verdi. Sadece TAKVİM’e konuşan Özcan, “Bir dahaki yıl hiçbir öğrenci açıkta kalmayacak” dedi. Bu yıl barajı indirip, üniversitelerin kapasitelerini artırmalarına rağmen 4 bin-4 bin 500 kontenjanın boş kaldığını da vurgulayan Özcan, geçmiş dönemde sorun yaşayan vakıf üniversitelerinin bu yıl en çok tercih edilen okullar olduğunun altını çizdi. Devletin en önemli görevinin, “Tüm gençlere üniversite hakkı vermek” olduğuna dikkat çeken Özcan, önümüzdeki yıldan itibaren üniversiteye giriş sisteminde yapılacak yenilikler sayesinde açıkta öğrenci kalmayacağını söyledi.
‘Bu bir sıralama sınavı’
Özcan, “Açık Öğretim Fakülteleri herkesi alacak. Üniversite sınavı bir sıralama sınavı. Baraj konulması, sıralama sınavı ile ters. Bırakmak lazım. Puanına göre üniversitesi seçer” diye konuştu. – takvim
Devlet okulu out, özel okul in
Bağımsız Eğitimciler Sendikası tarafından yapılan eğitim anketi, velilerin devlet okullarına güveninin kalmadığını ortaya koydu. Velilerin, yüzde 70’i çocuklarının eğitimi için özel okulları tercih edeceğini bildirirken devlet okullarını tercih edenlerin oranı ise yüzde 10.15′te kaldı.
Bağımsız Eğitimciler Sendikası’nın (BES), velilerin Türkiye’deki eğitim sistemine ilişkin düşüncelerini belirlemek amacıyla yaptığı anket, velilerin eğitim sistemine güvenmediğini gösterdi. BES’in 603’ü erkek ve 937’si kadın olmak üzere toplam bin 540 veli ile yaptığı ankete göre velilerin yüzde 48.51’i Tür eğitim sistemini “yetersiz” olarak görürken, yüzde 29.76’sı ise ezbere dayalı olduğunu düşünüyor. Türk eğitim sistemini “bilimsel” olduğunu düşünenlerin oranı ise sadece yüzde 0.22 oldu.
Ankete göre velilerin 45’i Türk eğitim sisteminin en büyük sorununu “eğitim ve öğretimin ezbere dayalı olması” olarak gösterirken, yüzde 20.13’ü uygulamaların yapılmamasını, yüzde 18.96’sı ise her yıl yapılan değişiklikleri eğitim sisteminin en büyük sorunu olarak gösteriyor.
Ankete göre, velilerin yüzde 40.85’i eğitimin en temel amacının meslek kazandırmak olduğunu düşünürken, yüzde 29.32’si ise “gelişme ve ilerlemeyi sağlamak” olarak görüyor.
ANNE BABALAR ÖZEL OKULLARI TERCİH EDİYOR
Ankete göre velilerin, yüzde 70.42’si çocuklarının eğitimi için özel okulları tercih ederken, yüzde 16.92’si ise yurtdışındaki okulları tercih ediyor. Devlet okullarını tercih edenlerin oranı ise sadece yüzde 10.15’de kaldı.
Veliler ortaöğretim kurumları arasında ise en başarılı okulları Fen Liseleri olarak görüyor. Velilerin yüzde 38.91’i en başarılı okulların Fen Liseleri olduğunu düşünürken, yüzde 31.15’i ise Anadolu Liselerini gösterdi. Düz liseleri başarılı olarak görenlerin oranı ise sadece yüzde 2.55’de kaldı.
Ankette, “Çocuğunuzun okul ihtiyaçları bütçenizi zorluyor mu?” sorusuna velilerin yüzde 85.96’sı “evet” yanıtını verirken, velilerin yüzde 95.01’i devlet okullarında kayıt parası alınmaması gerektiğini belirtti. Ankete katılan anne ve babaların yüzde 91.13’lük çoğunluğu ise okullarda toplanan aidatların gerekli yerlerde kullanılmadığına inandıklarını ifade ettiler.
Veliler, eğitim harcamalarında aile bütçesini en fazla kurs ücretlerinin zorladığını bildirdiler. Velilerin yüzde 39.48’i kursların eğitimdeki en büyük harcama kalemi olduğunu düşünürken, bu oranı yüzde 26.19 ile servis ücretleri takip etti.
Velilerin yüzde 87.51’i de okul ihtiyaçlarındaki fiyatların geçen yıla göre artış gösterdiğini söyledi.
EN BÜYÜK SORUN OKUL GÜVENLİĞİ
Ankete göre velilerin neredeyse tamamı okulların güvenli olmadığını düşünüyor. Velilerin yüzde 63.17’si okulların hiç güvenli olmadığını düşünürken, yüzde 27.74 güvenli olmadığını düşünüyor. Okulların güvenli olduğuna inananların oranı yüzde 3.11 olurken, okullara tamamen güvenenlerin oranı ise yüzde 2.56 oldu.
Velilerin yüzde 90.52’si Türkiye’nin söz konusu eğitim sistemi ile yetiştirdiği bireylerle dünyada söz sahibi bir konuma gelebileceğine inanmadığını kaydetti.
MEB’nın ortaöğretim ve liselere ders kitaplarının bedava dağıtılmasının başarılı bir uygulama olduğunu belirten veliler, okullarda meslek seçiminde öğrencilerin doğru yönlendirilmediğini ifade ettiler. Ankette ayrıca, velilerin yüzde 74’ünün eğitime destek amacıyla düzenlenen kampanyalara katılmadığı belirlendi.
DİN DERSİ ZORUNLU OLMALI
Ankete göre, velilerin yüzde 68.44’ü din dersinin zorunlu ders olması gerektiğini düşünüyor. Velilerin yüzde 15.71’i ise din derslerinin isteğe bağlı olması gerektiğine inanırken, yüzde 9.07’si ise din derslerinin eğitim müfredatından tamamen kaldırılması gerektiğini düşünüyor.
Okullardaki kılık kıyafet zorunluluğu konusunda ise ankete katılanların, yüzde 35.66’sı serbest olmaması, yüzde 37.53’ü ise serbest olması gerektiğini belirtti.
Yurtlara kayıtlar bugün başlıyor
Adaylar, yurt hakkı kazanıp kazanamadıklarını kurumun “www.kyk.gov.tr” internet adresinden öğrenebiliyor. Yurtlara asıl listeden girmeye hak kazanan öğrencilerin kayıtları 1-12 Eylül arasında yapılacak.
Kayıt için şu belgeler gerekiyor: – Öncelik Belgesi (Amatör milli sporcular (ilgili federasyondan), şehit veya gazi çocuğu (sosyal güvenlik kurumundan); ama, felçli, bir veya iki kolu veya bacağı olmayanlar (tam teşekküllü devlet hastanesinden), lise ve dengi öğrenimlerini Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Yurtlarında tamamlayanlar (Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Genel Müdürlüğünden), Darüşşafaka Lisesinden mezun olanlar (Darüşşafaka Lisesinden), anne ve babası kanunen ayrı olanlar (mahkeme kararı), anne ve babası vefat edenler (TC Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden), anne veya babası Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunda çalışanlar ya da emekli olanlar veya Kurumda görev almış Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Yönetim Kurulu üyesi olanlar (YURTKUR’dan), – Yüzde 40’ın üzerinde sakatlık durumu olanlar (tam teşekküllü devlet hastanesinden), – Son altı ay içinde çekilmiş 6 adet vesikalık fotoğraf.
Asıl listeden kayıt yaptırmayan öğrencilerin yerine yedek listeden öğrenci alımına 15 Eylülde başlanacak ve yedek listeler her 5 günde bir bölge müdürlüklerinin bulunduğu illerde bölge müdürlüğünce, bölge müdürlüklerinin olmadığı il ve ilçelerde ise yurt müdürlüklerince ilan edilecek. 2008-2009 öğretim döneminde kurum yurtlarında barınmak, burs, öğrenim ve katkı kredisi almak isteyen yüksek lisans, doktora, ön kayıt ve özel yetenek sınavı ile yükseköğretim programlarına girecek öğrenciler ile dikey geçiş sınavı ile bir yükseköğretim programına yerleşen öğrencilerin başvuruları ise 22 Eylül-5 Ekim arasında kurumun internet sitesinden kabul edilecek. Kurum yurtlarında barınmakta iken yükseköğretim kurumunu süresi içerisinde bitirememiş “artık yıl” öğrencilerinin başvuruları 8-24 Eylül arasında 2007-2008 öğretim döneminde barınılan yurt müdürlüklerine yapılacak. Yurtlar 8 Eylülde hizmete açılacak.
2008 OKS 3. Yerleştirme Sonuçları
Milli Eğitim Bakanlığı, OKS 3. Yerleştirme sonuçlarını açıkladı. Siteye bu adresten ulaşabilirsiniz. Bakanlık, OKS sonuçlarına göre yapılan 2. yerleştirmenin ardından boş kalan kontenjanlar için öğrencilere bir şans daha vermişti. OKS 3. Yerleştirme Sonuçları hakkında yorum yazmak ve bilgi sahibi yazmak istiyorsanız bize yorum yazmanız yeter.
Kaynak: http://edremitt.wordpress.com/2008/08/29/2008-oks-3-yerlestirme-sonuclari/
Okul kayıt paralarına tepki eylemi
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde toplanan grup, önce kısa bir tiyatro gösterisi sergiledi. Gösterinin ardından yapılan basın açıklamasında, okullarda velilerden kayıt, öğrencilerden de dergi, fotokopi, tebeşir gibi şeyler için para alındığı ifade edilerek, bunun suç olduğu kaydedildi.
Polisin güvenlik önlemi aldığı gösteride, protesto amaçlı şarkılar söyleyen ve sloganlar atan gruptakiler, daha sonra dağıldılar.
KÖYLERİNDEN ÜNİVERSİTEYİ KAZANAN İLK KIZLAR OLDULAR

Derya Yılmaz ile Şeyda Çizmeli, Erzurum’un Kırkgöze ve Aktoprak köylerinden üniversiteyi kazanan ilk kızlar oldular. Aydın Doğan Vakfı tarafından yaptırılan Aydın Doğan Kız Öğrenci Yurdu’nun modern koşullarının başarılarında büyük etkisi olduğunu belirten Yılmaz ile Çizmeli, “Bize düşen sadece ders çalışmaktı. Çalıştık ve başarılı olduk” dediler.
ERZURUM merkeze bağlı Kırkgöze ve Aktoprak köylerinde oturan ikisi de 18 yaşındaki Derya Yılmaz ile Şeyda Çizmeli, köylerinin üniversiteyi kazanan ilk kız öğrencileri oldular. Erzurum Nenehatun Kız Lisesi’ni bitiren iki öğrenciden Derya Yılmaz, Öğrenci Seçme Sınavı’nda 327 puan aldı ve Giresun Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü’nü kazanarak, Kırkgöze Köyü’nün gururu oldu. Merkeze bağlı Aktoprak Köyü’nde oturan Şeyda ise ÖSS’de 339 puanla Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü kazandı.
Leyla-Halil Yılmaz çiftinin üçü kız, dört çocuğunun en küçüğü olan Derya, dört yıl önce kayıt yaptırmak için ailesi ile birlikte geldiği Erzurum’da ilk iki yıl okulun üst katındaki pansiyonunda kaldığını söyledi. Derya, daha sonra yaşadıklarını şöyle anlattı:
Her türlü imkan mevcut
“Tarihi okulun üst katında kaldığımız pansiyonun hali içler acısıydı. Pansiyonda fareler cirit atıyordu. Bu başarılı olmamızı da engelliyordu. Ama Aydın Doğan’ın okulumuzun bahçesine yaptırdığı çağdaş yurt, imdadımıza yetişti. Son iki yılda tüm öğrencilerin başarı oranı yükseldi. Köyümüzün üniversiteye giden ilk kızı olarak örnek gösterilmek çok gurur verici.”
Ayşe-Nurettin Cizmali çiftinin iki çocuğundan birisi olan Şeyda da Aydın Doğan Vakfı tarafından okulun bahçesine yaptırılan yurdun başarılarında çok büyük katkısı olduğunu söyledi. Şeyda Çizmeli, “Bu yurdu görüp de kızını okula göndermeyen ana-baba görmedim. Her türlü imkán vardı. Bize kalan ise sadece ders çalışmaktı. Hepimiz bunun bilincinde olduğumuz için çalıştık ve başarıyı yakaladık.”
Erzurum Nenehatun Kız Lisesi Müdürü Cevat Topu ise, “2006’nın aralık ayında hizmete giren yurtta 220 öğrencinin tüm ihtiyacı karşılanıyor. Kız çocuklarını liseye göndermekte tereddüt eden veliler, ADV Yurdu’nu görünce hemen kayıt yaptırıyorlar. Yurt sayesinde öğrencilerin başarı oranı da arttı” dedi.
ARNAVUTLUK’TAKİ TÜRK ÜNİVERSİTESİ, AMERİKA’DAKİ ÜNİVERSİTELERLE İŞBİRLİĞİ YAPACAK

Arnavutluk’ta geçtiğimiz yıl eğitim hayatına başlayan Türk üniversitesi Epoka, eğitim kalitesini arttırmak için Amerika’nın önde gelen üniversiteleri ile işbirliği halinde.
Dünya standartlarında eğitim veren Epoka Üniversitesi’nde hali hazırda 2 fakülte ve yedi bölüm var. Mühendislik Fakültesi’nde Mimarlık, İnşaat Mühendisliği ve Bilgisayar Mühendisliği bölümleri yer alıyor. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde ise İşletme, Bankacılık ve Finans, İktisat ile Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümleri bulunuyor. Ayrıca, üniversite bünyesinde Fen ve Sosyal Bilimleri Enstitüleri, Araştırma Uygulama, Yaşam Boyu Öğrenim, Avrupa Çalışmaları ile Deprem ve Yapı Teknolojileri Araştırma Merkezleri kuruldu. Enstitülerde ve araştırma merkezlerinde lisansüstü öğrenim yapılabiliyor. Araştırma Merkezleri’nde ise araştırma çalışmaları yürütülüyor. Epoka Üniversitesi Rektör Yardımcısı Ferdinand Gjana, “Bu merkezlerde uluslararası işbirliği yapılarak çeşitli fonlardan desteklenen projeler üretilecek ve uygulamaya aktarılacaktır. Bu merkezlerde, toplumsal katkı sağlamak için çeşitli etkinlikler düzenlenecektir”. dedi.
Gjana, eğitim kalitesini arttırmak için Amerika’nın önde gelen üniversiteleri ile de işbirliği yapacaklarını söyledi. Gjana Colombia, Austin, Illinois, Iowa gibi Amerikan üniversiteleri anlaşma yaptıkların belirterek buradan öğretim görevlilerinin Epoka Üniversitesi’ne gelerek ders anlatacaklarını kaydetti. Üniversite, öğrencilerinin uluslararası tecrübe kazanabilmesi için, diğer üniversiteler ile işbirliği yaparak Erasmus ve Sokrates gibi öğrenci değişim programları uyguluyor. Yapılan anlaşmalarla öğrenciler kendi üniversitelerinin hocalarıyla beraber anlaşmalı üniversitenin kampüsünde yaz aylarında programları düzenleyebilecek. Üniversite, anlaşmalarla standartlarını yükseltmeye çalışırken öğrencilerini de seçerek alma yoluna gidiyor. Rektör Yardımcısı Gjana, “Eğitim-öğretimde kalite diğer unsurlar yanında öğrenci kalitesine de bağlıdır. Epoka Üniversitesi hedeflenen öğretim kalitesine ulaşabilmek için öğrencilerini seçerek alıyor. Öğrenci seçiminde lise başarısının yanında üniversiteye giriş sınavı da uygulamaktadır. Sınavda başarılı olan öğrenciler tercih ettikleri bölüme kayıt hakkı kazanıyor.” diye konuştu. Üniversitede öğrenciler, çift diploma imkanına da sahip.
KAYITLAR DEVAM EDİYOR
Epoka Üniversitesi’nde de kayıtlar devam ediyor. Öğrenciler, 25 Eylül’e kadar üniversiteye kayıt yapabilecek. Türk öğrencilerin mühendislik bölümlerine kayıt yaptırabilmeleri için ÖSS sayısaldan 165 puan almaları gerekiyor. İktisat ve idari bilimlere kayıt yaptırmak isteyenler öğrencilerinse eşit ağırlıktan 165 puan almaları gerekli. Eğitimin tamamen İngilizce oluduğu Epoka Üniversitesinde ise , İngilizce zorunlu. Üniversite TOEFL’i kabul ediyor. TOEFL sınavına katılmamış öğrencilerse üniversitedeki İngilizce sınavına katılabiliyor.
Üniversite, 2008-09 akademik yılına 6 Ekim’de başlayacak. Üniversitede, kız ve erkek öğrenciler için yurtta yapıldı.
MEB’ten OKS’de 2. kayıt uyarısı
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Orta Öğretim Kurumları Sınavı (OKS) sonucuna göre I. Yerleştirmede okul kaydını yaptıranların, II. Yerleştirmeye başvurarak aynı okula yeniden kayıt hakkı kazanmaları halinde 1. Yerleştirmede kazandıkları okul kayıtlarının silindiğini açıkladı.
MEB’den yapılan açıklamada, “Bu durumdaki öğrencilerin mağdur olmamaları için II. Yerleştirme sonucunda da aynı okulu kazansalar bile tekrar kazandıkları okula giderek 22 Ağustos 2008 tarihine kadar yeniden kayıt yaptırmaları gerekmektedir. Aksi takdirde II. Yerleştirmede kazandıkları okulun hakkını kaybedecekler ve Tercihinde Yükselme başvurusu da yapamayacaklardır” denildi.
ÖSS’de yanlış yok
|
|
||
| Esra KAYA/ANKARA | ||
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı’nda (ÖSS) lise son sınıfta kalıp diploma alamayan “beklemeli” öğrencilerin Ortaöğretim Başarı Puanları’nın (AOBP) hatalı hesaplandığı iddialarını MEB ve ÖSYM yalanladı. Liselerin 4 yıla çıkarılması ile bu yıl mezun vermeyen okullarda geçen yıldan 11. sınıftan beklemeli olan birkaç öğrencinin, sistem açığı sayesinde AOBP’den 100 alması, kargaşanın ortaya çıkmasına yol açtı. Bu durumdaki öğrenci sayısının 500 olduğu bildirildi. ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, ÖSS’de puan hesaplanmasında yanlışlık yapıldığı iddialarıyla ilgili olarak “Ortada ne bir bilgi, ne de hesaplama yanlışı var. Sadece geçiş yılına özgü küçük bir özellik ortaya çıkmış. Bu da herkesi tedirgin edecek bir şey değil. Herkes tercihleriyle ilgili çalışmalarına devam etsin” dedi. Yarımağan, şöyle konuştu: Kuralı uyguladık “Hesaplamaları kuralına göre yaptık. Geçiş yılına özgü oluşan bu durum, 400-500 öğrenciyi ilgilendirdiriyor. Her şeyi kuralına göre yaptığımız için onların notunu da indirmemiz için bir gerekçe göremiyoruz. Konuyu MEB yetkilileri ile de görüştük. Liselerin 4 yıla çıkması ve ’normal liselerin’ bu yıl mezun verememesi sebebiyle bu durum ortaya çıktı. Olayın nedeni, normal liselerde bu sene son sınıf öğrencisi yok, ama özel durumu olan bazı öğrenciler varmış. MEB de bunları belirli okullarda toplamış ve bu okullarda bir son sınıf oluşturmuş. Ama son sınıflar hem sayıca az hem de başarılı olamayan öğrenciler. 100 kadar okulda bu durum var. Bizim kurallara göre istatistikler son sınıf öğrencilerine göre hesaplanıyor. Beklemeli öğrencilere de aynı istatistikler uygulanıyor. Şimdi bu sene son sınıf öğrencisi olan, belirli liselerde beklemeli olup da son sınıf öğrencilerinin hepsinden daha başarılı olan öğrenciler 100 almış. Olay bu.” Yanlışlık değil MEB yetkilileri de MEB’den kaynaklı bir yanlışlık olmadığını belirterek şunları söyledi: “Geçen yıl 11. sınıfta kalan birkaç öğrenci bu yıl okulların mezun vermemesi nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bazı okullarda toplandılar. Bu yıl bu okullardan mezun olan öğrencilerin diploma notları diğer öğrencilere göre yüksek kaldığı için bu çocukların AOBP’si 100 oldu. Örneğin diploma notu 55 olan bir öğrencinin bu puanı okulundaki en yüksek mezuniyet notuysa bu durumda sistem bu öğrenciye 100 tam puan veriyor.” |

bir yorum yazın