Monthly Archives: Kasım 2008

Bakanlıktan Ödev Sitelerine Savaş

MEB, ödev ve araştırmasını internet sitesinden indiren öğrencinin peşine düştü. Ödev sitelerini mercek altına alan bakanlık, �Kopyala yapıştırcı� öğrenciye de zayıf not ve disiplin cezası uygulayacak
Milli Eğitim Bakanlığı, öğrencilerin ödev ve araştırmalarında son dönemde sıkça başvurduğu �internetten kopyala-yapıştır� yöntemine karşı harekete geçti. Okul yönetimleri ve öğretmenlerden gelen şikayetlerin artması üzerine internet üzerinden ödev hazırlayan öğrencilerle ilgili yaptırımlar uygulanmaya hazırlanıyor. Bakanlık internetten ücretli yayın yapan ödev sitelerinin hukuki yapısını da incelemeye aldı.

Yapılan incelemede ödev sitelerinde binlerce konuda her türlü ödevin bulunduğu belirlendi. Bakanlığın uygulamayı düşündüğü yaptırımlar arasında, sitelerden emek harcamadan ödev satın aldıkları belirlenen öğrencilere zayıf not verilmesi ve �kopyala-yapıştır� yöntemini alışkanlık haline getirenlere yönelik disiplin cezası verilmesi de yer alıyor.

Bakanlık ayrıca sayıları yüze yaklaşan �hazır ödev� siteleriyle ilgili hukuki inceleme de başlattı. Bakanlık hukuki inceleme sonunucuna göre bu sitelere erişimin engellenmesi için gerekirse mahkemelere dava da açacak.

TEMBELLİĞE ALIŞIYORLAR

MEB yetkilileri, �hazır ödev� sitelerinin öğrencileri tembelliğe alıştırdığını belirterek şunları söylediler: �Ciddi bir sorunla karşı karşıyayız. Bu konuda öğretmenlere büyük sorumluluk düşüyor. İşin ilginç yanı, öğretmenler de internete girip, kendi yapmaları gereken planları kopyaladılar önce. Daha sonra da öğrencilere yönelik ödev siteleri ile kolaycılık ortaya çıktı. Burada asıl sorun etik ilkeler ve öğrencilerin tembelliğe sevk edilmesidir.�

GOOGLE KARŞI ÇIKMIŞTI

Dünyaca ünlü arama motoru “Google”, tüm dünyada öğrencilere hazır ödev ve tez pazarlayan sitelerin ilanlarını kabul etmeyeceğini açıklamıştı. Ödev siteleri Türkiye’de yıllık 20 YTL ile 30 YTL arasında ücretlerle hizmet veriyor. Ödev sitelerinde her dersin konusuyla ilgili ayrıntılı ödevler, çok sayıda kitabın özeti, araştırma projeleri bulunuyor.

Reklamlar

Çelik Öğretmenlerle Anıtkabir’de

Hüseyin Çelik
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla öğretmenlerle Anıtkabir’i ziyaret etti.
Çelik’in Ulu Önder Atatürk’ün mozolesine çelenk koymasının ardından saygı duruşunda bulunuldu. Anıtkabir Özel Defteri’ni de imzalayan Çelik, deftere şunları yazdı:

�Başöğretmen Atatürk, yine bir Öğretmenler Günü’nde huzurundayız.

Eğitim ordusunu temsil eden bir grup eğitimci, öğretmenle birlikte size minnettarlığımızı arz ediyoruz. Bize hedef olarak göstermiş olduğunuz muasır medeniyet seviyesine ulaşmak için olağanüstü bir gayretle çalışıyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ilkelerin rehberimiz olacaktır. Ruhun şad olsun.�

Anıtkabir ziyaretinin ardından Çelik ve beraberindekiler, Milli Eğitim Bakanlığı önünde düzenlenen törene katıldı.

Hüseyin Çelik

Kız Çocuklarına Umut Aşılıyolar

Eylem ve Filiz öğretmenler… Öğrenimlerini tamamlayıp eğitim ordusuna girdiler. Kız çocukları için “Başarının ve ulaşılmazın” birer sembolü oldular..

Eylem ve Filiz öğretmenler…Kardelen bursuyla öğrenimlerini tamamlayıp eğitim ordusuna girdiler. Şimdi Diyarbakır’da öğretmenler. Kız çocukları için “Başarının ve ulaşılmazın” birer sembolü oldular..

Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü. 200 bini aşkın işsiz ve yıllardır atamalarını bekleyen öğretmenler bugünü öğrencisiz kutlarken, öğretmenlik yapanlar da “ücretliden, sözleşmeliye, sözleşmeliden kadroluya” geçebilme hayaliyle her gün öğrencileriyle buluşuyor. Eylem Kızılgün ise 24 yaşında. Kadrolu mutlu öğretmenlerden. Memleketi Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde Ulutürk İlköğretim Okulu’nda beden eğitimi öğretmeni. Henüz bir yıllık öğretmen. 9 kardeş arasından okuma şansını yakalayan, üniversiteyi bitiren o olmuş.

BABASINDAN GİZLİ

“Kızlar okumaz” diyen babasının birkaç aylığına şehir dışına gitmesi onun kendi deyimiyle hayatını değiştirmiş: “Babam ilkokulu bitirince beni okutmadı. Hem babam hem de çevremiz kızların okumasına karşıydı. Kız arkadaşlarım gibi okula gönderilmedim. Bir yıl ara verdim. Sonra belediye işçisi babam 6 aylığına Van’a geçici görevle gitti. Annem okumamı istiyordu. Babam gider gitmez annem, dayımın kimliğini almamı ve okula gitmemi istedi. Kimliğini annemin istediğini söyledim, sonra da koşarak ortaokula gittim. ‘Benim velim dayım olacak’ diyerek, kaydımı yaptırdım. Babam 6 ay sonra geldiğinde ben okulluydum. Derslerim çok iyiydi, babama yalvardım. Takdir getirmem şartıyla okumama izin verdi. Şimdi benimle gurur duyuyor. Lisede de Kardelen bursu almaya başladım ve onlara yük olmadan üniversiteyi bitirdim. Aslında kafa tutmasaydım okuma şansım olmazdı.”

MODEL ALIYORLAR

Kızılgün, özellikle kız çocuklarının kendisini model aldığını ve hepsinin öğretmen olmak istediğini söylüyor: “Kadınların okuması ve meslek sahibi olması kız çocukları için ulaşılmaz görünüyor. Onların arasından gelmiş birisiyim ve istediklerinde yapabileceklerinin kanıtıyım. O yüzden meslek sahibi kadınlar, kız çocukları için çok önemli. Onlara örnek olmak istiyorum.”

KIZLAR TAKIMI

Eylem Kızılgün’ün hayali okula bir spor salonu yaptırabilmek. Üniversitede takımda oynadığı için bağışla bahçeye voleybol direkleri diktirmiş, fileler aldırmış, sonra da basketbol potaları yaptırmış. Asıl sorun, kızların okula bile gönderilmek istenmediği çevrede takıma oyuncu bulmakta yaşanmış. Kızılgün, “12 kişi yerine sadece 8 kız çocuğunun ailesini ikna edebildim. Gerisi sonra gelir. Amacım bir de basketbol takımı kurabilmek” diyor.

Mevsimlik öğretmen

Filiz Aküzüm, Dicle Üniversitesi Siirt Eğitim Fakültesi’nden mezun. Dicle’deki tek lise olan Necati Ceylan Lisesi’nde coğrafya ve tarih öğretmeni. Ancak kadrolu değil ücretli. Yani sadece okulların açık olduğu günlerde çalışıyor, ayda 18 gün sigortalı. Maaşı 650 YTL. Okula tarih öğretmeni atandığı için neredeyse işini kaybetme riski yaşamış ama şimdi coğrafya derslerine giriyor. Aküzüm, “Her an işini kaybetme korkusuyla öğretmenlik nasıl hakkı ile yapılabilir? Kadrolu öğretmen geldiği an benim işim son bulacak. Bu büyük bir baskı ve kendini mevsimlik işçi olarak hissettiriyor. Devlete maliyetim sigorta ile birlikte 800 YTL. Bir kadrolu yerine benim gibi iş güvencesi olmayan 3 tane ücretli öğretmen çalıştırmak işlerine geliyor” diye dert yanıyor. Diyarbakırlı 16 çocuklu ailenden gelen Aküzüm, annesinin “en garanti meslek, hemen maaşını alabilirsin” dediği için öğretmen olmuş, “Annemin hayalini gerçekleştirdim” diyor.

Meslek Lisesi Oranı Artacak

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik mesleki ve teknik eğitimin  toplam ortaöğretim içindeki oranının 2010’da yüzde 50’ye ulaşacağını söyledi.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin  Çelik, mesleki ve teknik eğitimin toplam ortaöğretim içindeki oranının yüzde 50  olması hedefine 2010’da ulaşılacağını söyledi. Yeni Şafak’a konuşan Çelik,  “Mesleki ve teknik okullara talep önemli oranda arttı. Mesleki eğitimin toplam  ortaöğretim içindeki oranı yüzde 42,58’e ulaştı. Yüzde 28 ile başladık yüzde  42’ye çıktı. 2011’in sonunda asgari yüzde 50 hedefi koyduk hükümette. Bazıları  ütopik buldu. Ama ben inanıyorum ki o hedefe 2010 veya 2011’in başı gibi  ulaşacağız” dedi. “Sanayicilerle ne zaman bir araya gelsek iyi yetişmiş ara  eleman ihtiyaçlarını dile getiriyorlar” diyen Çelik, TOBB ile yaptıkları bir  protokol çerçevesinde yetişmiş eleman talebini karşılamaya çalıştıklarını  söyledi. Çelik şunları söyledi: “Problem aslında şudur: Herkes beyaz yakalı  olmak istiyor. Şimdi üretecek insana ihtiyaç var aslında. Ekonomideki gelgitler  her yerde yaşanır. Ama meslek erbabı her zaman iş bulur, aç kalmaz. İnsanın  sahip olduğu hiçbir şeyin modası geçmez. Yeter ki kendinizi yenileyin.”

Köy Odası Sınıfa Dönüştürüldü

Hakkari merkeze bağlı Doğanlı Köyü Gelincik Mezrası’nda, bir evin odası sınıfa dönüştürüldü…

Vekil öğretmen 28 yaşındaki Füsun Önal, 3 sıra, bir kara tahta ve Atatürk portresi asılan bu odada 3’ü kız 5 öğrenciye [COLOR=#FF0000][B]eğitim[/B][/COLOR] vermeye başladı. Füsun öğretmen odadan bozma sınıfta köylü kadınlar da okuma- yazma kursu veriyor.

Hakkari’ye 50, Doğanlı Köyü’ne 3 kilometre uzaklıktaki 7 haneli Gelincik Mezrası’nda okul çağı gelen 5 öğrenci için 6 çocuk babası köy korucusu İsmet Berk’in 4 odalı evinin, bir odası sınıfa dönüştürüldü. Kış şartlarında 3 kilometre uzaklıkta bulunan Doğanlı Köyü’ne gitme imkanı olmayan 2’si İsmet Berki’in çocuğu olan 3’ü kız 5 öğrenci için 10 metrekarelik odaya 3 sıra, bir kara tahta, Atatürk portresi asılıp, mini bir okul oluşturuldu. Buraya da Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’ne bağlı Bitlis Meslek Yüksekokulu İnşaat Bölümü mezunu vekil öğretmenlik yapan Füsun Önal atandı. Öğrenciler öğretmenlerinden, Füsun öğretmen de öğrencilerinde oldukça memnun.

Gelincik Mezrası’nın 5 öğrencisi de yaşıtları olan diğer öğrenciler gibi her sabah mavi önlük giyiyor. Ancak 5 öğrencili okulun öğrencilerinden 2’si sadece oda değiştiriyor, diğer 3’ü ise 20- 30 metre uzaklıktaki [COLOR=#FF0000][B]evden[/B][/COLOR] komşu evine geliyor. Zaman zaman 6 aylık Mizgin bebeğin ağlama sesleri sınıftan duyulsa da Füsun Önal diğer öğretmenler gibi eğitim-öğretimini kesintisiz veriyor. Füsun öğretmen, Türkiye’nin en az öğrencili odadan bozma okulda, 10 yaşındaki Cansel’e 4’üncü, 9 yaşındaki Özlem, 10 yaşındaki Davut ve Masum’a 3’üncü, 7 yaşındaki Gamze’ye ise 1 sınıfı okutuyor. Füsun öğretmen, öğrencilerine de özenle bakıyor. Öğrenciler, öğretmenlerinin ikram ettiği bal ve cevizi yedikten derse başlıyor. Füsun öğretmen öğlen sonrasını ise annelere ayırıyor. Aynı odada köyün 10 kadını, Füsun öğretmenden okuma yazma kursu alıyor.

[B]ÖĞRETMENLER GÜNÜ’NÜ UNUTMADILAR [/B]

Gelincik Mezrası’nın 5 minik öğrencisi, öğretmenlerinin, Öğretmenler Günü’nü de unutmadı. Öğretmenlerini çiçeklerle karşılayan öğrenciler, öğretmenlerini çok sevdiklerini belirtirken, vekil öğretmen Füsun Önal da zor bir coğrafyada görev yapmanın gururunu yaşadığını söyledi. Önal, Çocuklar beni çok seviyor. Mesleğimi sadece para kazanmak için değil, çok sevdiğimden dolayı yapıyorum. Bir de bu öğrencilerin gelecek yaşlarda birer iyi eğitimci olmaları için böyle bir fedakarlık yaptım. Öğretmenlik fedakarlık isteyen bir meslektir. Hakkari gibi coğrafi koşulları zor olan yerlerde çalışmak fedakarlık isteyen bir iş. Kendi isteğim üzerine gönüllü olarak özellikle böyle sıkıntılı olan köylerde görev yapmak istiyorum. Bu bir gönül işidir. Rahat yerlerde herkes çalışır, ama zor yerlere kimse gitmek istemez. Böyle bir mezrada çalışmak bana gurur veriyor. Sabahları öğrencilerimize, öğleden sonraları da köydeki anne ve ablalarına okuma yazma kursu veriyorum dedi.

Açıköğretime Ek Yerleştirme

Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesinin kontenjan sınırlaması olmayan lisans ve ön lisans programlarına, ek yerleştirme için başvurular 1-3 Aralık 2008 tarihleri arasında yapılacak.
Continue reading →

“Rektör Büyükelçimizi Kovdu”

Rektör Parlak’ın, İsrail Büyükelçisi Gaby Levy ve  Başkonsolos Mordehai Amihai ile yaptığı görüşmede yaşanan koruma skandalı İsrail  basınında büyük yankı buldu.

İstanbul Üniversitesi Rektörü  Prof. Dr. Mesut Parlak’ın, İsrail Büyükelçisi Gaby Levy ve Başkonsolos Mordehai  Amihai ile perşembe günü yaptığı görüşmede yaşanan koruma skandalı İsrail  basınında büyük yankı buldu. Ülkenin saygın gazetelerinden Haaretz, “Üst düzey  İsrailli diplomatlar İstanbul Üniversitesi’nden kovuldu” başlığını kullandığı  haberinde Parlak’ın, “makam odasına izin almadan giren korumalara kızdığı”nı  belirtti. Rektörün odasının kapısını açarak korumalardan çıkmalarını istediğini  ve “Türkiye, bu tür küstah davranışların kabul gördüğü işgal altındaki toprak  değil” dediğini yazan gazete, şu değerlendirmeyi yaptı: “Türkiye’deki İsrailli  diplomatlara Shin Bet (İsrail güvenlik teşkilatı) koruması sağlanıyor ancak  üniversite kampüslerinde polis ve güvenlik personelinin varlığının en az düzeyde  tutulması geleneği var. Olay, iki diplomatın yazılmamış bu kurala uymaması  üzerine patlak verdi.”

Yediot Ahronoth gazetesi ise Parlak’ın  korumaların makam odasından çıkmaya yanaşmaması üzerine kızarak görüşmeyi iptal  ettiğine dikkat çekerken olayın İsrail Dışişleri Bakanlığı’nca doğruladığını da  yazdı. Haberde “Rektör korumaları görünce öfkelendi ve ayrılmalarını istedi.  Korumalar da, odayı terketmeyeceklerini ancak biraz geri çekilebileceklerini  söylediğinde rektör görüşmeye son vermek istedi ve iptal edildi” diye yazdı.

İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in de Oxford Üniversitesi’nde verdiği  konferansın Filistin yanlısı göstericilerce müdahale edildiği, “savaş suçlusu”  olarak nitelendirildiği anımsatılan haberde İstanbul olayına ilişkin olarak “Bu,  bir haftanın İsrail diplomatları ile ilgili ikinci tatsız diplomatik olaydır”  yorumunu yaptı.

%d blogcu bunu beğendi: