Selülit Hakkında bilgiler

1- SELİLÜTÜN TANIMI VE GENEL BİLGİ

Selülit hormonal ve dolaşım bozukluğundan kaynaklanan bir genel dengesizliğin sonucudur ki, bunun sonuçlarından biri de suyun lokal olarak konnektif dokuda (cildin metabolizma alışverişlerinin yapıldığı canlı tabakası) toplanmıştır. Bu su tutma olayı üst derinin hemen altında bulunan konnektif doku iplikçiklerinin yavaş yavaş balıkçı ağı gibi yuvarlak birikintiler meydana getirmesi ve aynı zamanda bu ilmekler arasında sayısız yağ birikintilerini tutması ile oluşur. Fonksiyonel olmayan bu birikintiler çoğu kez ıstırap veren hareketsiz madde durumundadırlar.
Selülit derinin alt tabakasında, yağ dokusunun hemen çevresinde oluşan ve derinin üst bölümünde pütür pütür görüntü bırakan bir hastalıktır. Kadınların korkulu rüyası olan ve bir güzellik kusuru olarak kabul edilen selülite karşı önlemler alınmalıdır.
Selülit yüzyıllardır kadınların en önemli sorunlarından biri. Genellikle bacaklarda görülen, özellikle sıkıştırıldığında belirginleşen portakal kabuğu şeklindeki yağ gruplarına ‘selülit’deniliyor. Selülit, fazla kiloya veya bazı zararlı maddelerin cilt altı dokusunda birikimine bağlı olarak cilt gerginliğini ve kollajen yapısının bütünlüğünün bozulması sonucunda oluşuyor. Bu nedenle selülit pürüzlü deri görünümüne neden olur. Ergenlik çağından önce görülmeyen selülit, erişkin kadınların %85’inden fazlasında bulunur.
Sıklıkla bölgesel olan selülit, kilolu, zayıf, balıketli, uzun, kısa her yaştaki erişkin kadında görülebiliyor. Selülit nadiren erkeklerde de oluşuyor, ancak kadınlarda daha büyük sorun olması, östrojen hormon düzeyinin kadınlarda daha fazla olmasına bağlı. Östrojen hormonu erkeklerde de bulunuyor; ancak miktarı oldukça az. Bu nedenle selülit daha az görülüyor. Selülitin tek nedeni östrojen değil; başka tetikleyicilerde var. Sigara, alkol, yanlış beslenme alışkanlığı, hızlı kilo alıp verme ve hareketsizlik, selülit oluşumuna neden olan faktörler arasında. Sigara, damarların en büyük düşmanı. Güçlü bir damar daraltıcı özelliğe sahip olan, cildin yeterince beslenmesini engelleyerek selülite neden oluyor. Hareketsiz yaşam biçimi, sürekli bacak bacak üstüne atarak oturmak, çok dar pantolon ve diz altı çorap giymek dolaşım sistemini ve lenf sisteminin düzenli çalışmasını engelleyerek selülite yol açabiliyor. Bunlar, kişinin yaşam tarzı ve alışkanlıklarına bağlı etkenler. Ancak selülitin, kan dolaşımındaki bozukluklar, ailesel yatkınlıklar ve hormonal etkenler gibi elimizde olmayan nedenleri de var. Beslenme ve yaşam biçimi sağlıklı bir şekle dönüştürüldüğünde, selüliti azaltacak yoğun tedavilere genellikle gerek kalmıyor. Selüliti önlemek için alınacak önlem, sigarayı bırakmak, düzenli spor yapmak yalnızca genel vücut sağlığı için değil, selüliti önlemek için de çok önemli. Günde 30-60 dakika arası yapılan yürüyüş, bisiklete binmek veya merdiven inip çıkmak kan dolaşımını düzenleyerek selülit oluşumunu engelliyor. Yalnızca kilo vererek selülitlerden kurtulmak mümkün değil. Beslenme alışkanlığını değiştirip, bilinçli beslenmeye geçmek önemli. Vücudun ihtiyacı olan besin gruplarını bilinçli bir şekilde tüketip günlük aktiviteyi artırmak, selülit oluşumunu önleyen önemli faktörler. Beslenme ne kadar tek yönlü olursa, selülit de o kadar çabuk oluşuyor. Özellikle “fast food” ve hazır yemekler, dokuları kötü yönde etkiliyor. Hayvansal yağlar, fazla şeker ve tuz da oldukça zararlı. Bunlar yağ hücrelerini şişiriyor, dokularda su birikmesine yol açıyor ve vücudun atıklardan temizlenmesini önlüyor. Günlük beslenme programında tuz, şeker ve yağdan fakir, sebze ve meyvelerden zengin bir diyet kan dolaşımını artırıp bağırsakların düzenli çalışmasını sağlıyor. A ve C vitamini alımını artırmanın selüliti azalttığı düşünülüyor. Bu nedenle, günde mutlaka birkaç meyve yemeğe özen göstermek gerekiyor. Bol lifli gıdalar ve çinko alımı da selüliti engelliyor. Selüliti önlemekte bol su içmek de önemli. Su, idrar oluşumunu artırarak vücuttan zararlı maddelerin atılımı sağlıyor.
Hareketli bir yaşantıya ve sağlıklı beslenmeye rağmen engellenemeyen selülitlerin tedavisinde uzman yardımı gerekiyor. Etkili yöntemlerle selülit artık tedavi ediliyor

Selülit tedavisinde en önemli yöntem masaj. Masaj, kan ve lenf dolaşımını harekete geçirerek dokuların taze oksijenle dolmasını sağlıyor. Masajın, hem elle, hem de aletle uygulanan şekilleri var. Elle yapılan masajın etkisi daha yüzeysel olurken, aletli masajın derinlemesine bir etkisi var. Akupunktur, selülit tedavisinde kullanılan diğer bir yöntem. Bu yöntemin etki mekanizması tam olarak bilinmemekle birlikte, sinir uçlarını uyararak metabolizmayı düzenlediği düşünülüyor. Ozon banyosu, dokulardaki kan dolaşımını hızlandırarak zararlı atıklarla dolu olan selülit hücrelerini oksijenle temizlemeye yönelik bir tedavi şekli. Bu yöntem, selülitli bölgenin oksijenle dolmasını sağlayarak etkisini gösteriyor. Lazer tedavisiyle, selülitle savaşta bir diğer yöntem. Lazer, selülitli bölgedeki hücreleri geçecek o bölgede dolaşımı artırıyor ve su tutulmasını engelliyor. Ultrason tedavisi neredeyse fark edilemeyecek kadar küçük yağları bile parçalayabilir. Daha fazla yağlanmanın olduğu bölgelerde de, daha derine gidilerek lenfleri uyarıp yağları parçalamak mümkün. Basınç terapisindeyse bacaklar sarılarak basınç uygulanır. Uygulanan bu basınçla lenfatik dolaşım ve kan dolaşımı harekete geçiriliyor. Mezoterapi, sıvı haldeki ilaçların şırınga darbeleriyle selülitli bölgelere uygulanması temeline dayanıyor. Lipoelektro da uzun iğnelerden yararlanmak suretiyle uygulanan bir yöntem. Bu yöntemle uzun, çok ince uçlu ve keskin iğneler kullanılarak elektro ile yağlı bölge arasında bir bağlantı kurulur. İğne, selülitli bölgedeki yağları parçalıyor. Her türlü teknolojik tedavi şekli ve yeni ilaçlara rağmen selülit tedavisinde en önemlisi, yaşam beslenme tarzını değiştirmek, kısacası sağlıklı yaşamak. Ancak selülit oluşumunda yaş ve genetik faktörler de çok önemli. Gen mühendisliğindeki ilerlemeler sayesinde hücrelerin yağ metabolizmasını değiştirebilecek genetik düzenlemeler belki de selülit sorununu yakın bir gelecekte kökünden çözecek.

Selülit şişman ya da zayıf ayrımı yapmaksızın, özellikle ergenlik döneminden itibaren hormonal değişikliklerin etkisiyle her yaş grubunda ortaya çıkan yağ hücrelerinin deformasyonuyla ilgili estetik bir sorundur. Farklı yaş gruplarındaki bayanların %85’nin bu problemden şikâyetçi olduğunu göz önüne alacak olursak selülitin pek çok bayanın ortak sorunu olduğunu söyleyebiliriz. Yaz aylarında birçok bayana gönül rahatlığıyla mayo giymeyi problem haline dönüştüren selülitin oluşumu kişiden kişiye farklılıklar göstermektedir. Selülit daha çok ergenlik, hamilelik ve menopoz gibi hormonların daha çok değişime uğradığı dönemlerde ortaya çıkıyor olmasına rağmen, kişinin genetik yapısı, metabolizma hızı, dolaşım sistemi, sindirim ve boşaltımda yaşadığı sorunlar, doğum kontrol hapları, alınan hormon ilaçları, dengesiz ve düzensiz beslenme, aşırı hareketsizlik, stres, sigara ve alkol tüketimi de selülit oluşumun da etken faktörlerdir.
Eğer selülit varsa ki bunu üst bacak dokunuzu parmaklarınız aranızda sıkıştırdığınız zaman rahatça görebilirsiniz. Sıkıştırma işlemini yaptığınızda da doku eğer altında birçok tanecikler varmış gibi çıkıntılı bir görüntü alıyorsa selülitleriniz var demektir. Asla bunların sizleri üzmesine izin vermeyin. Çünkü bazı hususlara dikkat ederseniz sevinecek taraf siz olacaksınız. Yapılması gereken ilk işlem daha çok kalça, üst bacak, bacak içleri, diz, karın ve üst kollarda oluşma eğiliminde olan selülitin derecesini belirlemek ve kişide selülitle beraber aynı zamanda lokal ya da genel kilo fazlalığı olup olmadığı tespit etmektedir. Görünüm açısından 1. ,2. ,3.ve 4. derece olmak üzere 4 gruba ayırabiliriz. 1. ve 2 derece selülitler yeni oluşmaya başladığı için yapılan işlemlere kısa sürede cevap verir. 3. ve 4. Grup selülitler ise uzun süreden beri oluşumunu tamamladığı için biraz daha sabır gerektirmektedir.
Selülit tedavisinde yapılan işlemleri şöyle sıralayabiliriz. Selülit bakımında hiçbir cerrahi müdahale uygulamadan ve deri altında hiçbir madde enjekte etmeden son teknoloji ürünü bilgisayar programı cihazlar kullanarak tamamen kişiye özel program uygulanmaktadır.
Yapılması gereken kişinin yaşı, kilosu yapısı göz önüne alınarak problemin derecesi belirlendikten sonra düzenli olarak haftada 3 kez, gün aşırı gelinmek kaydıyla sağlıklı bir şekilde işlemin tamamlanmasıdır. Toplam 1-1.5 ay süren bir kür programında ProPlim24 ile Presör cihazları bir arada kullanılmaktadır. Kişi her seansta artarda 2 cihaza birden girer, ilk cihaz ProSlim24 kaslara aktif spor etkisi yaptırarak selülitli dokunun çözülmesini depolanmış yağların enerjiye dönüşüp harcanmasını sağlar. Ayrıca kasları çalıştırıcı etkisinden dolayı karın, kalça, iç bacak gibi yerlerde elastikiyetini kaybetmiş kasların sıkılaşıp, toparlanmasını sağlar. Bu işlemen ardından yine bilgisayar programlı Presör cihazı devreye girer ve elde edilen sonucun daha kaliteli ve sevindirici olması için ödem ve toksinlerin vücuttan atılmasını, dolaşım sisteminin düzene girmesini sağlar.

Programa düzenli olarak devam eden bir kişi 3 üncü seanstan itibaren sonuçları görmeye başlar ve bu kişide selülit ile birlikte eğer lokal fazlalık problemi de varsa gözle görülür bir şekilde selülitlerinde ve lokal fazlalıklarında düzelme sağlanır. Problemin derecesine göre program tamamen doğal içerikli olan yosun ve deniz kili uygulamaları ile de desteklenebilir.
Selülit programına devam eden kişinin çay, kahve, kola, soda, tuz ve sigara tüketimini azaltması daha çok sebze ve salataya ağırlık vermesi önerilmektedir. Bunlara dikkat eden bir kişi asla aç kalmadan ve sevimsiz diyet programları uygulamadan programa dâhil olabilir. Sağlık Bakanlığı onayıyla ithalatı gerçekleştiği için Proslim 24 ve Presör cihazları hiçbir risk taşımamaktadır. Dolayısıyla “Estetik önemlidir, fakat sağlık estetikten daha önemlidir.” Felsefesinden asla ödün vermeden çalışılmaktadır. Selülit ve lokal fazlalıklar programına başlayan bir kişi programa düzenli bir şekilde gelmek kadar yemesine, içmesine ve aşağıda belirtilen hususlara da dikkat etmelidir.
Selülit, hormonal ve dolaşım bozukluğundan kaynaklanan bir dengesizliğin sonucudur ki, bunun sonuçlarından biri de suyun lokal olarak konnektif dokuda (cildin metabolizma alışverişlerinin yapıldığı canlı tabakası) toplanmasıdır. Bu su tutma olayı üst derinin hemen altında bulunan konnektif doku iplikçiklerinin yavaş yavaş balıkçı ağı gibi yuvarlak birikintiler meydana getirmesi ve aynı zamanda bu ilmekler arasında sayısız yağ birikintilerini tutması ile oluşur. Fonksiyonel olmayan bu birikintiler çoğu kez ıstırap veren hareketsiz madde durumundadırlar.

Dünyadaki kadınların yüzde 90’ı selülitli. Bu illeti başımıza saran, daha doğrusu ilk kez tanımını yapan, Fransız doktorlar. 1920’lerin başında keşfedilmiştir. Birkaç yıl öncesine kadar fast-food, hormonlu, bol kimyasal maddeler içeren gıdaların, hava kirliliğinin, kısacası modern yaşam biçiminin bir yan etkisi olduğu sanılıyordu. Şimdilerde tam da öyle olmadığı ortaya çıktı. Rönesans döneminin resimleri dikkatlice incelendiğinde “nü” kadınların kalçalarında da köy peyniri görünümlü cilt dikkati çekiyor.
Tıptaki adı hidrolipodistrofi olan selülit, derinin alt tabakasındaki yağ dokusunun bağ dokular arasında sıkışması sonucunda derinin üst kısmının portakal kabuğu görüntüsü alması olarak tanımlanıyor. Ciddi bir problem olan selülit, sanılanın aksine sadece kilolu bayanlarda görülmez. Zayıf ya da şişman her kadının korkulu rüyası olan selülit, daha çok bayanların kalça, basen, diz ve bileğin iç kısımları, baldırların arkası ve üst bacak bölgelerinde yoğunlaşıyor.

Selülit özellikle kadınlarda görülen ve adiposit adını verdiğimiz derialtı yağ hücre gruplarının kan ve lenfatik dolaşımı bozmasıyla oluşan bir fenomendir. Kan ve lenfatik dolaşımı etkilenen bölgede zaman içerisinde yağ hücre gruplarının arasında oluşan fibrotik bantlar deride çözüntülere ve portakal kabuğu görünümüne neden olmaktadır.
Özellikle kadınlarda görülen ve deri altı yağ hücre gruplarının kan ve lenfatik dolaşımını bozmasıyla oluşan selülit, deride çözüntülerle ve portakal kabuğu görünümüyle kendini gösteriyor. Selülit daha çok ergenlik, hamilelik ve menopoz gibi hormonların daha çok değişime uğradığı dönemlerde ortaya çıkıyor olmasına rağmen, kişinin genetik yapısı, metabolizma hızı, dolaşım sistemi ve boşaltımda yaşadığı sorunlar, doğum kontrol hapları, alınan hormon ilaçları, dengesiz ve düzensiz beslenme, aşırı hareketsizlik, stres, sigara ve alkol tüketimi de selülit oluşumunda etken faktörlerdir. Sıklıkla bölgesel olan selülit, kilolu, zayıf, balıketli, uzun, kısa her yaştaki erişkin kadında görülebiliyor.
Selülitin en sevdiği bölge olan kalça, basen ve üst bozuklarda oluşumunu engelleyebilmek için bu bölgeleri sık sık kontrol edip önceden önlem almalısınız. Beslenme programınızı değiştirip, bilinçli beslenmeye geçmeniz gerekir. Ancak dikkat edin aşırı düşük kalorili diyetler kiloları bir süreliğine eritebilir, ancak selüliti yok edemez. Günlük ihtiyacımız olan besin gruplarını bilinçli bir şekilde tüketir ve günlük aktivitenizi artırırsanız oluşumuna izin vermezsiniz. Günlük beslenme programınızda tuz, şeker ve yağ açısından fakir sebze ve meyve bakımından zengin bir mönü oluştursanız dolaşım bozukluğu ve bağırsak tembelliğine çözüm getirmiş olursunuz. Bol bol su içmeye özen gösterin. Su, idrar söktürücü özellikte olup toksinlerin atılmasını sağlar. Yemeklerde tuz yerine (her zamankinin yarı miktarı tuz), kekik, mercanköşk, taze soğan, dereotu ve maydanoz kullanın.

Selülit, uyluğun üst kısmın da, dizin ve bileğin iç kısmında, üst bacakta, hormonal ve dolaşım bozukluğundan kaynaklanan bir düzensizliğin sonucudur. Bu sonucun etkilerinden biri, sıvının lokal olarak bağ dokuda toplanmasıdır. Bu hastalığın oluşumunda küçük damar dolaşımı yavaşlar ve damar duvar bütünlüğü bozularak dışarı, doku içine sıvı sızar, burada yağ doku su hücreleri arasında birikir. Daha sonra vücudun geliştirdiği savunma reaksiyonu ile bu sıvı, bağ dokusu tarafından çevrelenir. Zamanla nodüller oluşur. Bu sıvı tutma olayı üst derinin hemen altında bulunan bağ doku liflerinin yuvarlak birikintiler meydana getirmesi ve bu ilmikler arasında yağ birikintisi tutması ile oluşur. Ciltteki bu kalınlaşma, cildin hareketliğinin azalması ve sertleşmesi ile kendini gösterir. Elle dokunulduğunda ciltte pütürlü, setleşmiş ve muntazam olmayan, “portakal kabuğu” şeklindeki bir görüntü izlenir. Selülitin zayıf bayanlarda bile görülmesi, bunun genel yağlanmadan farklı bir oluşum olduğunun bir göstergesidir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: