Category Archives: Sağlık

Yulaf Ezmesi ve Faydaları

Yulaf, bilimsel adı Avena sativa olan bir tam tahıl. Genellikle Kuzey Amerika ve Avrupa’da yetişiyor.

Yulaf ezmesi iyi bir diyet lifi ve beta-glukan kaynağı olmasının yanı sıra vitamin, mineral ve anti-oksidanlar açısından da zengin.

Yulaf ezmesi, avenanthramide adı verilen kalp hastalığına karşı koruyucu etkisi olduğuna inanılan bir grup anti-oksidanın tek bilinen kaynağı.

Kan şekerini ve kolesterol seviyesini düşürmek gibi sağlığa faydalı etkileri nedeniyle yulaf son zamanlarda çok ilgi çekiyor.

Yulaf genellikle ezme halinde satılıyor ve buna benziyor:

tahta-kasikta-yulaf

Hızlı yulaf ezmesi çok daha ince bir halde eziliyor ve suyu çok hızlı absorbe ediyor ve böylece çok hızlı pişiyor.

Yulaf kepeği ise (yulafın lif açısından zengin dış kabuğu) genellikle müsli veya ekmek içinde ayrı bir kahvaltılık olarak tüketiliyor.

Besin Değerleri

Yulafın iyi dengelenmiş bir besin yapısı var.

Kuru halde (suyu saymazsak), yulafın %62’si karbonhidrat, %19’u kaliteli protein, %7,5’u yağ ve %12’si diyet lifinden oluşuyor.

Aşağıdaki tabloda yulafın tam besin değerlerini görüyorsunuz

Karbonhidratlar

Karbonhidratlar, yulafın %66’sını oluşturuyor.

Yulaftaki şeker miktarı çok düşük ve şeker oranı sadece %1.

Yulaftaki karbonhidratların %10’u diyet lifi ve %85’i ise nişastadan meydana geliyor.

Nişasta

Nişasta uzun zincirli glikoz moleküllerinden meydana geliyor ve yulafın büyük bir bölümünü oluşturuyor.

Yulafta bulunan nişasta diğer tahıllardakine göre biraz daha farklı. Yağ oranı fazla olduğu için suya bağlanma miktarı da daha fazla .

Sindirilmesine göre yulaftaki nişastalar 3’e ayrılıyor . Bunlar:

  • Hızlı sindirilen nişasta (%7), bunlar hızlı bir şekilde sindirilip glikoz haline geliyor.
  • Yavaş sindirilen nişasta (%22), bunlar biraz daha yavaş sindiriliyor.
  • Dirençli nişasta (%25), bu çeşit nişasta aynen diyet lifi etkisi gösteriyor. Sindirimden kaçıyor ve bağırsakta kalarak dost bakterileri besliyor.

Diyet Lifi

yulaf-cuvaliYulafın yaklaşık %12’si diyet lifinden oluşuyor. Yulaftaki liflerin büyük bir çoğunluğu suda çözünebilen ve beta-glukan adı verilen lifler.

Yulaf aynı zamanda suda çözünmeyen, lignin, seluloz ve hemiseluloz gibi lifleri de barındırıyor.

Yulaf, diğer tüm tahıllardan daha çok suda çözünen lif içeriyor ve böylece sindirimi yavaşlatıp, iştahın azalmasına ve daha fazla tokluk hissedilmesine neden oluyor

Beta-glukan lifler suyla birleşince az miktarda bile olsalar jele benzer bir madde oluşturuyorlar.

İşlenmemiş ham yulafta beta-glukan oranı %2,3-8,5 civarında değişiyor ve beta-glukan genellikle kepekte bulunuyor .

Beta-glukanların kolesterol seviyesini düşürdüğü ve safra asitlerini temizlediği biliniyor. Ayrıca karbonhidrat zengini bir yemekten sonra kan şekerini ve insülin seviyesini düşürdüğüne inanılıyor .

Beta-glukanların günlük tüketiminin kolesterolü, özellikle de LDL (kötü) kolesterolü düşürdüğü biliniyor ve bu da kalp hastalığı riskini azaltabilir.

Protein

Yulafın yaklaşık %11-17’si kaliteli proteinden meydana geliyor ve bu oran diğer tahılların çoğundan daha fazla (22).

elde-yulaf

Yulafta bulunan proteinin %80’si avenalin ve bu protein diğer tahıllarda bulunmayıp, daha çok bakla proteinlerine benziyor.

Yulafta az miktarda bulunan bir başka protein ise avenin Bu protein glutenle ilişkili. Ama ne var ki saf yulaf, gluten intoleransı olanların büyük bir çoğunluğu için sorun yaratmıyor.

Yağ

Yulaf, diğer tüm tahıllardan daha fazla yağ içeriyor (%5-9). Yulaftaki yağların büyük bir kısmı doymamış yağ asitlerinden meydana geliyor.

Vitamin ve Mineraller

Yulaf vitamin ve mineral açısından çok zengin. En çok bulunanlar:

  • Manganez: Genel olarak tam tahıllarda bulunan bu eser mineral gelişim, büyüme ve metabolizma için önemli .
  • Fosfor: Kemik sağlığı için ve doku bakımı için önemli bir mineral.
  • Bakır: Batı diyetinde genellikle eksik alınan anti-oksidan bir mineral. Kalp sağlığı için önemli.
  • B1 vitamini: B1 vitamini tahıl, fasulye ve et gibi pek çok gıdada bulunuyor.
  • Demir: Oksijenin kanda taşınmasını sağlayan hemoglobin proteinin bir parçası olan demir, insan diyetinin kesinlikle esansiyel bir parçası.
  • Selenyum: Anti-oksidan ve vücuttaki çeşitli işlemler için önemli. Düşük selenyum seviyesi erken ölümle, bağışıklık sisteminin ve zihinsel fonksiyonun zayıflamasıyla bağlantılı .
  • Magnezyum: Genellikle eksik alınan magnezyum, vücuttaki çeşitli işlemler için önemli (29).
  • Çinko: Genel sağlık için önemli olan ve vücuttaki pek çok kimyasal reaksiyonda rol alan bir mineral (30).

Fitobesinler

kasede-yulafYulaf sağlığa pek çok faydası olan anti-oksidanlar açısından çok zengin.

Yulaftaki temel fitobresinler:

  • Avenathramide: Sadece yulafta bulunan avenathramideler bir grup anti-oksidan. Damar inflamasyonunu azaltabilir ve kan basıncını (tansiyon) düzenleyebilirler.
  • Ferülik Asit: Yulafta ve diğer tahıllarda en çok bulunan folifenol anti-oksidan.
  • Fitik Asit: En çok yulafın kepeğinde bulunan fitik asit, demir ve çinko da dahil çeşitli minerallerin absorbe edilmesini engelleyebilir.

Yulafın Faydaları

Araştırmalar tekrar ve tekrar yulafın kolesterol seviyesini düşürebildiğini ve bunun da kalp hastalığı riskini azalttığını gösteriyor.

kadin-yulaf-yiyor

Yulafın tansiyonu düşürdüğü, şişmanlık ve şeker hastalığı riskini de düşürdüğüne inanılıyor.

.

Kolesterol seviyesi, özellikle de oksitlenmiş LDL kolesterol, kalp hastalığı için çok önemli bir risk faktörü.

Bir dizi araştırma içerdiği beta-glukan sayesinde yulaf ve yulaf kepeğinin kolesterol seviyesini azalttığını gösteriyor

Yulafın kolesterol etkisinin iki mekanizmaya bağlı olduğuna inanılıyor

Birinci mekanizma, beta-glukan sindirim sisteminde bulunanların yapışkanlığını artırdığı için yağ ve kolesterolün de absorbe edilmesini yavaşlatıyor (56).

İkinci mekanizma ise, beta-glukan karaciğer tarafından sindirime yardımcı olması için üretilen kolesterol zengini safra asitlerine bağırsakta yapışıyor. Ve sonra onları sindirim sisteminden dışarı çıkarıp vücuttan atılmasını sağlıyor.

Normalde safra asitleri sindirim sisteminde geri dönüşüme uğruyor ama beta-glukan bu geri dönüşümü durdurup, kolesterol seviyesinin azalmasını sağlıyor

Otoriterler “günde en az 3 gram beta-glukanın kalp hastalığı riskini azaltacağı” iddiasını onaylıyor (58).

Yulaf ve Şeker Hastalığı

Diyabet hastalığına yakalananların sayısı son yıllarda büyük bir artış gösterdi.

Tip 2 Diyabet hastalığı (şeker hastalığı), hücrelerin insüline direnç kazanması veya insülin üretilmemesi nedeniyle kan şekerinin sürekli yüksek kalması olarak ifade ediliyor.

Yulafta bulunan ve suda çözünen beta-glukanın etkileri, şeker hastaları üzerinde test edildi ve kan şekeri kontrolünde çok faydalı olduğu görüldü (59, 60).

Az miktarda beta-glukan karbonhidrat zengini bir yemekten sonra hem glikozu hem de insülin cevabını kontrol edebiliyor (61, 62, 63).

İnsülin direnci yüksek, tip 2 şeker hastalarında, 4 hafta boyunca yulaf içeren bir beslenme, kan şekerini dengelemek için ihtiyaç duyulan insülin miktarını tam %40 azaltabiliyor (64).

Araştırmalara göre beta-glukanlar insülin hassasiyetini artırıyor ve böylece tip 2 diyabet hastalığını yavaşlatabiliyor veya engelleyebiliyor (65, 66, 67, 68). Ama yeni bir inceleme bu konuda delillerin tatmin edici olmadığı söylüyor (54).

Haşlanmış yulaf ezmesi az miktarda glikoz ve insülin cevabı yaratırken, eğer yulaf pişirilmeden önce un haline getirilirse cevap önemli oranda artıyor (69, 70, 71).

bir-avuc-yulaf

Yulaf ve Tokluk Hissi

Tokluk hissi enerji dengesinde önemli bir rol oynuyor. Bizim yemek yemeye son vermemizi ve açlık hissedene kadar tekrar yemememizi sağlıyor (72).

Tokluk hissi sinyallerinin bozulması şişmanlık ve şeker hastalığıyla bağlantılı (73, 74).

38 gıdanın verdiği tokluk hissinin ölçüldüğü bir araştırmada haşlanmış yulaf 3. sırada geldi ve kahvaltı gıdaları içinde ise 1. sıradaydı (75).

Beta-glukan gibi suda çözünen lifler midenin boşalmasını yavaşlatıp, tokluk hormonlarının salgılanmasını teşvik ederek tokluk hissi yaratabilir (76, 77, 78).

İnsanlar üzerinde yapılan deneyler gösteriyor ki beta-glukan açısından zengin olan yulaf diğer diyet liflerine ve kahvaltı yemeklerine kıyasla tokluğu artırıp, iştahı azaltıyor (13, 14, 79, 80).

Toklul hissi yaratmalarının yanı sıra, haşlanmış olarak yendiği zaman yulafın kalori yoğunluğu çok düşük. Bol miktarda diyet lifi, vitamin ve mineral içeriyor ve harika bir diyet yemeği.

Yulaf ve Glutensiz Beslenme

Glutensiz beslenme, gluten hassasiyeti olan veya çölyak hastaları için tek seçenek. Yulaf gluten içermiyor ama ona benzer bir protein, avenin, içeriyor.

Çalışmalar gösteriyor ki çölyak hastalarının büyük bir çoğunluğu sorun yaşamadan çok miktarda yulaf yiyebiliyor.

Yulaf, mineral ve diyet lifi alımını artırarak, glutensiz diyetlerin besin alımını artırıyor ve bu yüzden glutensiz beslenen kişiler yulaf yiyor .

Glutensiz diyet sırasında yulaf yerken yaşayabileceğiniz tek sorun yulafın içine bazen diğer tahılların karışması çünkü yulaf da genellikle diğer tahıllarla aynı yerlerde hazırlanıp satışa sunuluyor.

O yüzden çölyak hastalarının saf veya üzerinde glutensiz yazan yulafları tercih etmeleri önemli.

Yulafın Diğer Faydaları

kadin-yulafa-sut-dokuyorYulaf, kanser araştırmaları gibi diğer alanlarda da yoğun bir şekilde araştırılıyor ama bu araştırmalar henüz başlangıç aşamasında.

Yulafın kayda değer birkaç faydası daha var.

Mesela 6 aylık olana kadar küçük çocuklara yulaf yedirilmesi, daha düşük çocukluk dönemi astımına yakalanma ihtimaliyle bağlantılı.

Birkaç araştırma yulafın bağışıklık sistemini güçlendirebileceğini ve vücudun bakterilere, virüs, mantar ve parazitlere karşı mücadele gücünü artırabileceğini gösteriyor

Yaşlılarda, yulaf kepeği tüketmek kendini iyi hissetmeyi sağlayıp, laksatif ihtiyacını azaltabiliyor (93, 94, 95).

Yulafın Zararları

Yulaf genellikle iyi tolere edilir ve herhangi bir yan etkisi görülmez.

Avenin hassasiyeti olan bireyler, gluten intoleransına benzer bazı yan etkiler görebilirler ve o yüzden yulaftan uzak durmaları gerekir.

Yulaf bazen buğday gibi diğer tahıllarla karışmış olabilir ve bu yüzden çölyak hastaları veya gluten hassasiyeti olan kişiler tarafın tüketilince sorun yaratır (89, 90).

Daha önce söylediğim gibi çölyak hastaları veya gluten hassasiyeti olanlar başka tahılların karışmadığı, glutensiz olduğu üzerinde yazan yulaf ürünlerini tercih etmeli.

Kemik suyunun yararları ve hazırlanması

1-Bağırsak geçirgenliğini azaltır.
(Kemik suyundaki jelatin sızıntılı bağırsağı iyileştirir.Sindirim sistemi mukazasına ve besinlerin sindirilmesine yardımcı olur.Yeterince parçalanmamış proteinlerin kana geçmesini engellemiş olur )
2-Kemik oluşumu, büyümesi ve tamiratını destekler.
(İçeriğindeki kalsiyum,mağnezyum ve fosfor ile)
3-Enflamasyonlarla savaşır.
(İçeriğindeki anti enflamatuar amino asitler,glisin ve proline çok yüksektir.)
4-Grip ve benzeri soğuk algınlığı enfeksiyonlarıyla savaşır.
5-Eklem ağrısı ve iltihabı(enflamatuarı ) önler.
(İçeriğindeki glukozamin,kollajen dokuların artmasını büyümesini teşvik eder.)
6-Cilt, saç ve tırnak sağlığını da mükemmelleştirir.
(Kemik suyu içerisindeki kollajen ve jelatin saç büyümesini destekler. Saç tellerini ve deriyi canlandırır.)
7-Ucuza mal olur.
(Kilosu 4 tl. hatta kasabınızdan ücretsiz alabilirsiniz)
8-Mineral takviyesi almaktan daha doğal,etkin ve ucuzdur.
9-Uykuyu düzene sokar ve zihni sakinleştirir.
(Kemik suyu içerisinde bulunan bir amino asit olan glisin sayesinde yapar.)
10-Kolay hazırlanır ve yemeklere lezzet verir.

KEMİK SUYUNUN HAZIRLANMASI

1- 5 lt lik düdüklü tencereye ,1.5 kg kuzu kemiği ve 4 litre su konulur.
2- ½ çay bardağı elma sirkesi ilave edilir.
3-İstenirse 500gr ette ilave edilebilir.
4-Hoş kokulu olması ve de ağır kokusunu alması için içerisine kereviz sapından iki dal yada yumrusundan ufak bir parça konulur.
5-Kef dediğimiz su yüzeyindeki pıhtılar kevkirle temizlenir. Daha iyi bir yöntem 1-2 dk. kaynadıktan sonra bu suyunu dökerek ve bir kaç kez soğuk suyla yıkıyarak giderebilirsiniz.Bu işlemi yapmazsanız,,kemik suyunun tadı ve kokusu ağır olur. (kemik üzerindeki kanların sıcakla suya geçmesi ve pıhtılaşması sonucu oluşur.) Temizleme işlemi yaptığınız kemik sularıyla yapılan çorbaları, çocuklarınız büyük bir zevkle içecektir.Defne yapraklarından 4-8 adt.ilave yapabilirsiniz.
6-Düdüklü subabı kalkmaya başlayınca küçük ocağa alınır ve altı en düşüğü getirilir.Yaklaşık 4 saat yayaş yavaş kaynatılır.Köylerde odun ateşinde ya da evlerde açık tencerede yine kısık ateşte pişirme süresi 10-15 saattir.
7-Sonrasında soğumaya burakılır.Ve içerisine 1 çay kaşığı kaya tuzu karıştırılır.Et koyduysanız onlar seçilir ve ayrılır. Süzgeçle süzerek kemikleri köpeklere vermek üzere kaldırılır..
8-Kemik suyunu buzdolabına koyunuz yada içinden bir kısmını hemen kullanmaya başlıyabilirsiniz.6-12 saat sonra katılaşacaktır.Dolaptan çıkarıp, öğün miktarına göre poşetlere doldurup derin dondurucuda saklayınız.Yemek yapacağınızda poşetleri çıkarıp yemeklerin içerisine koyunuz.
Sebze yemeklerinin hepsine,tüm çorbalarınıza ve de pilavınıza rahatlıkla karıştırabilirsiniz.Yada özel çorbasını yapabilirsiniz. Yemeğin su isteme oranına ve kişi sayısına göre 2-8 çorba kaşığı kemik suyu ilavesi katabilirsiniz. Hatta çorbalarınızı saf kemik suyu ile yapabilirsiniz.
Yemekleriniz hem çok sağlıklı hem de her zamankinden daha lezzetli olduğunu göreceksiniz.

Ayak Parmaklarında Kaşıntı, Kızarma ve Morarma

timthumb[1]Ayak parmaklarında kaşıntı ve kızarma daha sık olan bir durumdur. Ayak parmaklarında kaşıntı eğer ayak alerjiye neden olacak bir yere temas etmediyse ayak mantarının bir belirtisi olabilir. Hastaneye ayak parmaklarında kaşıntı ve kızarık ile giden hastaların çoğunda ayak mantarı teşhisi konulur.

Ayak tabanında ve topuğunda deri serttir. Fakat ayak parmakaları arasında deri incedir. Derinin ince olması enfeksiyonlara açık olması demektir. Ev içinde çıplak ayaklar geziyorsanız, ayaklarınız çok fazla terliyorsa ve kendinizin olmayan ayak bakım ürünü veya terliği kullanıyorsanız enfeksiyona bağlı cilt sorunları yaşayabilirsiniz.

Ayak mantarında parmak aralarında kaşıntı, kızarma, kuruma ve pul pul dökülme görülür. Tedavisi uzun sürer fakat mantar geçer. Tekrarlayabilen bir durumdur. Bu nedenle bazı önlemler almak gerekir. Pamuklu çoraplar giymek, her gün yeni çorap giymek, ayakların hava almasını sağlamak, ayaklar uzun süre ayakkabıda durunca ılık su ile ayakları yıkamak, çok sıkan ayakkabılardan kaçınmak ve başkasının ayak ürünlerini kullanmamak gibi önlemler alabilirsiniz.

Diğer nedenler

Alerji: Ayaklarda kaşıntı ve kızarıklığa yol açar. Ayak mantarında da olduğu gibi morarmalara yol açmaz.

Egzama: Ayaklarda kaşıntıya, morarmaya, şimeye ve kızarıklığa yol açabilir. Birçok çeşidir vardır. Bulaşıcı değildir. Cildi temiz ve yağlı tutmak gerekir. En etkili ilacı zeytinyağıdır.

Parmakların incinmesi veya parmak kemiklerinin kırılması: Bu durumda genellikle ayaklarda morarma ve şişme oluşur. Kaşıntı görülmez.

Diyabet: Ayaklarda ve ayak parmaklarında morarma, şişme, kaşıntı, şişlik olabilir. Şişlikler ödemler sonucunda olur.

İlaçların yan etkileri: Bazı ilaçlar yüksek dozda kullanıldığında ayaklarda ve ayak parmaklarında yan etkilere yol açabilirler. Ayak parmaklarında şişme, morarma, kaşıntı gibi sorunlar olabilir.

Ayak sağlığını korumak için yapılması gerekenler

Sebebi her ne olursa olsun ayağınızda veya ayak parmağınızda kaşıntı, kızarıklık, morarma veya şişlik varsa mutlaka bir doktora başvurmalısınız ve tedavi olmalısınız.

-Ayaklar her gün düzenli olarak yıkanmalı ve parmak araları çok iyi kurulanmalıdır.
-Çoraplar her gün değiştirilmeli ve terleme olmaması için pamuklu çorap tecih edilmelidir.
-Ayakkabı şeçimine dikkat edilmelidir. Ayağa uygun ayakkabı alınmalıdır.
-Ayak problemleri genelde çocukluk döneminde başlar. Bu nedenle küçük yaşta sorun büyümeden önlem alınmalıdır.

İNSÜLİN DİRENCİ DİYETİ

46f4dinsulin-direnci-insulin[1]Kilo alınmasının en önemli nedeni insülin direncidir. İnsülin direncine direnmek gerekir. İnsülin direncinin çözülmesi için insülin direnci yapan nedenin saptanması gerekir. Bu amçla bir ENDOKRİN uzmanına başvurmak gerekir.

İnsülin direnci diyeti inin esası karbonhidratları seçerken düşük glisemik indeksli olanları seçmektir.

1.Rafine karbonhidratlar yani beyaz un ve rafine tahıldan yapılmış karbonhidratlar yüksek glisemik indekslidir.
2.Beyaz ekmek yüksek glisemik indekslidir.Tam buğday veya kepek az glimemik indeks (GI)’lidir.
3. Diyetteki lif oranı artınca GI’i azalır.
4.Karbonhidrat içinde amiloz ve amilopektin vardır. Amilopektin fazlaysa kan şekeri daha çok artar Amilopektini fazla olanlar ekmek, beyaz patates, beyaz un, amiloz içerenler ise tam tahıllar,hububatlar ve tatlı patetesdir.
5. Rafine olanlar rafine olmayanlardan dah fazla glisemik indeksi artırır. Rafine demek işlenmiş fabrikaya girmiş gıda demektir. Rafine olan karbonhidratlar beyaz ekmek, beyaz pirinç, kurabiye,meyve suları, şekerlerdir. Rafine olmayanlar doğal halde bulunanlar olup GI’i düşüktür. Bunlar daha fazla lif veya posa içerir. Örnek olarak sebze meyve, badem, ceviz, bezelye verilebilir.
Makarna:
Beyaz makarna rafine karbonhidrat olup GI’i pişirmeye göre değişir. Spagettiyi sadece 5-6 dk pişirilirse Gİ’i düşüktür. Makarnayı yumuşayıncaya kadar pişirmelidir. Fazla pişirince GI artar.
İçinde asit olan gidalar GI’i düsürür. Bunun nedeni mide boşalmasını geciktirmesidir.
Asidik gıdalara örnek;
1.Yeşil zeytin
2.Turp
3.Limon suyu
4.Mantar, havuç, yeşil bezelye
5.Sarmısak
6.Sirke

Besinlerin kısa süreli doyurucu etkileri incelendiğinde düşük GI’li besinlerin yüksek olanlara göre daha doyurucu olduğu bulunmuştur. Yüksek GI ‘li öğünler, düşük GI’li öğünlerle karşılaştırıldığında yemek sonrası dönemde, kan şekerinde daha fazla yükselme ve düşmeye ve insülin düzeylerinde daha fazla artışa sebeb olurlar. Sonuç olarak ileri saatlerde yağ asitlerinde ve kan şekerinde daha fazla düşüşe ve acıkmaya neden olurlar. Düşük GI li gıdalarla ise insülin fazla yükselmediğinden kan şekeri fazla düşmez ve açlık olmaz.
Düşük GI’li besinlerin tüketilmesinin obez çocuklarda vücut kitle indekslerinde (kilolarında) daha fazla azalmaya neden olduğu bildirilmiştir.
Düşük GI’li diyetin obezite, kolon kanseri ve meme kanseri gelişiminde de koruyucu olduğu gösterilmiştir Düşük GI’li ve yüksek lifli besinler diyabetli bireylerde tokluk kan şekeri ve kilo kontrolünde düzelmeye yol açtığı için Kanada Diyabet Derneği, Avustralya Diyetisyen Cemiyeti, Avrupa Diyabet Çalışma Cemiyeti tarafından önerilmektedirler.
Glisemik indeksi düşük gıdalarla beslenince insülin hormonunda azalma ve enerji artması oluştuğu gibi yağ depolanması azalır ve mevcut yağlar yakılmaya başlar. Sonuçta da kilo kaybı oluşur. Düşük GI’li beslenme kilo kaybını 2 mekanizmayla yapar:
1. Doygunluğu artırarak
2. Yağların yakılmasını artırarak

Düşük GI’li gıdalar yüksek GI’li gıdalara göre daha uzun süre tok tutarlar ve bu nedenle sonraki öğünde daha az yemeyi sağlarlar. Bir yemekteki GI oranını % 50 artırdığınızda doygunluk hissinde % 50 azalma olmaktadır. Doygunluk hissindeki bu artış bağırsaktan salgılanan kolesistokinin hormonunun düşük GI li diyetle daha fazla artış göstermesine bağlıdır.
Diğer diyetlere karşılık insülin direnci diyetinin faydalı olmasının nedeni insülin direncini kırmasıdır. 1200 kalorinin altında diyet yapmak insülin direncini arttırır ve kilo aldırır. Kilo vermek için acıkmanın ve tatlıya saldırmanın önlenmesi gerekir. Bunun yolu da düşük glisemik indeksli gıdalarla beslenmekten geçmektedir.
Diyetteki yağı azaltmakla veya toplam kaloriyi çok azaltmakla veya karbonhidrat miktarını çok azaltmakla açlık hissi baskılanamaz ve tekrar kilo alırsınız. Düşük glisemik indeksli beslenmede aç kalma veya özel bir beslenme şekli, yani bir gıdaya dayalı beslenme, yoktur.
Düşük glisemik indeksli beslenme ile
1. Yemeklerden sonra oluşan uyku basması, öğleden sonraları oluşan enerji kaybı, halsizlik yok olur. Enerji kaybı veya halsizlik yemek sonrası oluşan insülin ve şekerdeki dalgalanmalardan kaynaklanmaktadır. Beyine yeterli glukoz geldiğinden konsantre olursunuz. ve yorgunluğunuz ortadan kalkar.
2.Tip 2 diyabet, kalp hastalığı, tansiyon, depresyon ve bazı kanserler önlenir.
3.İyi uyku uyursunuz.
4. Acıkma nöbetleri azalır ve kalkar

Normalde acıkma vücudun yemek ihtiyacı olunca ortaya çıkan bir durumdur. Ancak acıkmanın vücudun ihtiyacı olmadığı zamanlarda oluşması normal değildir. Bu nedenle de ihtiyaç olmadan yemek yenildiği için kilo alınır. Normal olmayan bu acıkma atakları kandaki insülinin dalgalanmasından oluşur. Yüksek Gİ’li karbonhidrat yenince kan şekeri ve insülin hızla yükselir ve sonra kan şekerini hızla normalin altına indirir ve tekrar acıkma oluşur. Tekrar tatlı bir şeyler yerseniz aynı durum tekrar eder gider. Eğer bu acıkmalar sırasında yüksek GI’li gıda yerine düşük GI’li gıda yenirse acıkma nöbetleri azalmaya başlar.
Acıkma ataklarını stres de artırabilmektedir. Stres artınca tatlı gıdalara yönelme olmasının nedeni beyindeki serotonin denen mutluluk hormonunun bu gıdalarla artması yüzündendir. Stresle artan kortizol hormonu da serotonini azaltmaktadır. İyi uyuyamayan kişilerde de acıkma atakları olma nedeni serotonin azlığındandır.
Gıdaların doyma indeksi de önemlidir. Enerji yoğunluğu düşük olan gıdalar daha hızla doygunluk sağlar. Patates, elma, portakal ve makarna daha fazla doygunluk sağlar. Çikolata, fıstık daha az tok tutar. Enerji yoğunluğu dışında tokluk derecesi gıdanın GI’ne bağlıdır. Düşük GI’li gıdalar ince barsakta daha uzun kalır ve açlık azalır. Yüksek GI’li gıdalar açlığı artırır çünkü kan şekerini hızla artırır ve hızla düşürürler. Adrenalin ve kortizol gibi stres hormonları kan şerkeri hızla düşünce artar ve iştahı artırır.

İnsülin Direnci Diyeti kimler için faydalıdır?

Kilolu ve obezler,
Tip 1 Şeker hastaları
Tip 2 Şeker hastaları
Prediyabet-Gizli Şeker
Gebelik Şekeri Olanlar Diyabet,
Reaktif hipogisemisi-Kan şekeri düşük olanlar
Trigliseridi yüksek olanlar,
Metabolik sendromu olanlar,
Polikistik over sendromu olanlar,
Yağlı karaciğeri olanlar,
Sağlıklı yaşam için herkes
Gözdeki makula dejenerasyonunu önlemek için
Kanser, kalp hastalığı ve felçten korunmak için

Şeker hastalığı ve fazla kilo durumunda vücutta bir enflamasyon (yangı) vardır. Bütün vücutta bulunan bu sessiz iltihap damar sertliği ve kalp hastalığının en önemli nedenidir. Kanda insülinin ve CRP denen bir proteinin artması enflamasyon olduğunu gösterir. Gİ ve GY tip 2 Diyabet ve kronik hastalıkların ortaya çıkmasında önemlidir. Yüksek GY ile beslenme kanda hassas CRP düzeylerini artırır. Yani yüksek oranda hızla sindirilen ve emilen karbonhidrat alımı vücutta enflamasyonu artırır. apılan bilimsel çalışmalar düşük Gİli beslenme ile kanda CRP düzeylerini %50 azaldığını göstermiştir.
41 aşırı kilolu kişi 10 hafta sukroz (masa şekeri) veya tatlandırıcı aldıklarında CRP düzeyinde şeker alanlarda %6 artış, tatlandırıcı kullananlarda %26 azalma bulunmuştur..
Tam tahıllar incelendiğinde bunların lif ve diğer besinler açısından çok iyi olduğunu ve düşük GI’e sahip olduğunu göstermiştir. Tam tahıllarla beslenenlerde bu nedenle kalp-damar ve şeker hastalığı riski daha az bulunmuştur. Tam tahıl alınınca kanda CRP azalmaktadır. Gıdadaki lif oranı azaldıkça şeker, hipertansiyon ve obezite artmaktadır İnsülin Direnci Diyeti ile beslenen kişilerde şu faydalar oluşur:
1.Kilo kaybı
2.Kan basıncı ve yağlarda azalma
3.İnsülin direncinde azalma
4.Kan şekerinde düşme
5.Kanda anitoksidanlarda artma
6.Sistemik enflamasyonda azalma olur
7. Daha enerjik olursunuz
8. Daha iyi konsantre olursunuz, psikolojiniz düzelir

Sarımsağın en özel faydaları

sarimsagin_en_ozel_faydalariHer ne kadar uzak duranı çok olsa da neredeyse tüm yemeklerin ana maddelerinden bir tanesi olan sarımsak öylesine harika faydalar sağlıyor ki öğrenince şok olacaksınız! Halk arasında doğal antibiyotik olarak bilinen sarımsağın, bu özelliğine ek olarak sağladığı faydaları öğrenince eminim çok etkilenecek ve sarımsağı vaz geçmedikleriniz arasına yazacaksınız.
Birçok kişinin sadece kokusundan dolayı yaklaşmadığı sarımsak, vücuda yadırganamayacak kadar çok fayda sağlayabiliyor. Bunu “günde bir diş sarımsak doktoru uzak tutar” diyen Uzman Diyetisyen Nesrin Eriş’in anlattıklarıyla göreceksiniz. Ayrıca yağsız bir teflon tavada sarımsakları yumuşayıncaya kadar pişirirseniz, rahatsız edici sarımsak kokusundan kurtulabilirsiniz. Sonra bu yararlı lezzeti salatalarınızda bile kullanabilirsiniz. Continue reading →

Ağız Kokusunu Önlemenin Yolları

agiz-kokusu-meb2009ossUzman hekimler tarafından önerilen diş macunu, diş fırçası, diş beyazlatıcı ve türevleri, çoğu zaman karşılığını bulamasa da, düzenli beslenme alışkanlığı ve düzenli bir ağız sağlığı bakımı, olumlu sonuçlara zemin hazırlayabiliyor. Bu önlemlerin başında gelen ve her uzman hekimin altını çizerek yinelediği uyarılardan biri ise; ağız sağlığı konusunda günde en az 3 kez dişlerinizi fırçalamak.

Her yaştan erkek ve hanımın ağız sağlığı konusunda muzdarip olduğu sorunların başında gelen ağız kokusu, diş hekimlerinin önerdiği kimyasal takviyeler ve düzenli diş sağlığı bakımının yanı sıra, metabolik bozukluklar ya da beslenme alışkanlığına bağlı olarak da ortaya çıkan ciddi sorunlardan biri olmaya devam ediyor. Continue reading →

Adet Düzensizliğinin Nedenleri

adet-duzensizliginin-nedenleriBu yazımızda size kadınların yaşadığı talihsizliklerden biri olan adet düzensizliğinin nedenlerini anlatacağız. Bayanlarda adet sırasında bir yumurtanın döllenmesi ile bayanların rahmin iç tabakası hazırlık aşamasında kendi iç tabakasını oluşturur. Bu adet döneminde yumurta döllenir ise rahmin iç tabakasına tutunur. Eğer ki döllenme olmaz ise adet döneminde kanama yolu ile dışarı atılır. Bu adetin beklenenden farklı bir zaman da olmasının birden çok sebebi olabilir. Continue reading →

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 3.084 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: