Tag Archives: ilkokul

Zorunlu Eğitim 9 Yıl Oluyor

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2009-2010 yılından itibaren, okul öncesinde pilot olarak zorunlu eğitime geçmeyi planlıyor.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2009-2010 yılından itibaren, okul öncesinde pilot olarak zorunlu eğitime geçmeyi planlıyor. MEB, okul öncesi alanda okullaşma oranları en yüksek 30 il belirleyerek, bu çerçevede hazırlık çalışması yapmaları talimatı verdi.

MEB Okulöncesi Eğitim Genel Müdürü Remzi İnanlı, okul öncesi eğitimde okullaşma oranlarını yükseltmeyi hedeflediklerini belirtti. Bu çerçevede yapılan çalışmaları anlatan İnanlı, geçen yılın verilerine göre yüzde 30 düzeyinde olan okullaşma oranının bu yıl gerçekleşen kayıtlarla yüzde 35’e yükselmesini beklediklerini kaydetti. Okullaşma oranını 2013 yılında yüzde 50’ye çıkarmayı amaçladıklarını ifade eden İnanlı, okul öncesi eğitim çağı olarak kabul edilen 36-72 ay arasında her bir yaş grubunda 1 milyon 100 biner çocuk bulunduğunu belirtti.

Okul öncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesi amacıyla çalışma başlattıklarını bildiren İnanlı, okullaşma oranları en yüksek olan 30 il belirleyerek bu illere birer yazı gönderildiğini ifade etti. İnanlı, yazıda illerden 60-72 ay (ilköğretime başlama yaşından önceki yaş olan 6 yaş) yaş grubu çocukları için okul öncesi eğitiminin zorunlu tutulmasına yönelik hazırlık çalışması yapmalarının istendiğini söyledi.

İnanlı, bu illerin okullaşma oranları yüzde 40’ın üstündeki Amasya, Artvin, Bilecik, Bolu, Burdur, Çanakkale, Çankırı, Denizli, Edirne, Eskişehir, Gümüşhane, Kırklareli, Kırşehir, Kütahya, Muğla, Nevşehir, Rize, Sakarya, Sinop, Trabzon, Tunceli, Uşak, Yozgat, Bayburt, Karaman, Kırıkkale, Bartın, Ardahan, Yalova ve Kilis olduğunu belirtti.

İnanlı bu illerden okul, öğretmen ve çocuk sayılarının, bu alandaki ihtiyaçlarının belirlenmesine yönelik çalışma yürütmelerinin istendiğini ifade ederek, gelen sonuçlara göre durum değerlendirmesi yapılacağını anlattı. Bu değerlendirme sonucuna göre uygun görülen illerde okul öncesinde zorunlu eğitime geçilmesi için pilot uygulama başlatılacağını bildiren İnanlı, uygulamaya 2009-2010 yılında geçmeyi hedeflediklerini dile getirdi.

20 BİN ÖĞRETMEN İHTİYACI OLUR

Soru üzerine, okul öncesi eğitimin zorunlu olmasına ilişkin pilot uygulama için kanun gerekmediğini belirten İnanlı, (Türkiye genelinde okul öncesinde zorunlu eğitime geçilecek) denilirse o zaman kanun gerekir. Ancak pilot uygulama için gerekmiyor dedi.

Okullaşma oranları göz önünde bulundurularak okul öncesinde zorunlu eğitime yapılacak illerin değerlendirilmesinin sürekli olacağını kaydeden İnanlı, illerden gelecek raporların bu alanda önlerini görmelerini sağlayacağını ifade etti.

İnanlı, Türkiye genelinde zorunlu eğitime geçilmesi durumunda 20 bin öğretmene ihtiyaç duyulacağını sözlerine ekledi.

Okul öncesinde sadece 6 yaş grubunda zorunlu eğitime geçilmesi durumunda, okul öncesi ve ilköğretimle birlikte zorunlu eğitim süresi toplam 9 yıla çıkmış olacak.

Okul öncesi eğitimi 36-72 ay (3-6 yaş) arasındaki çocukları kapsıyor. 6 yaşını tamamlayıp 7 yaşına giren çocuklar ilköğretime başlıyor.

OKUL ÖNCESİNDE DURUM

2007-2008 eğitim-öğretim yılı verilerine göre, Türkiye’de okul öncesi eğitimde 916 devlet anaokulunda, 755 özel anaokulunda ve ilköğretim okulları bünyesindeki toplam 20 bin 835 ana sınıfında 366 bin 209’u erkek, 335 bin 753’ü kız olmak üzere toplam 701 bin 962 çocuk eğitim alıyor. Bu okullarda 25 bin 650 kadrolu, 251 sözleşmeli öğretmen ve 16 bin 68 usta öğretici olmak üzere toplam 41 bin 969 kişi görev yapıyor.

Okul öncesinde 2004 yılından bu yana mobil ana okulları da hizmet veriyor. Aydın, Antalya, Balıkesir, Bayburt, Bursa, Gümüşhane, Konya, Malatya, Sakarya, Van, Denizli, Gaziantep,İstanbul ve Ankara’da toplam 22 mobil anaokulunda özellikle yoksul semtlerdeki çocuklar eğitime alınıyor.

AA

Okullarda Çince eğitimi başlıyor

Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye’ye gelen Çinli turistin artması ve Çin ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin 15 milyar doları bulması nedeniyle, İstanbul, Ankara, Aydın. Nevşehir ve İzmir’de Çince eğitimi vermeye başladı. Çince dersleri 2008-2009 eğitim döneminde 7 okulda verilirken, bu sayı gelecek yıl itibariyle artırılacak.

Milli Eğitim Bakanlığı Ticaret ve Turizm Öğretimi Genel Müdürlüğü, Türkiye’ye gelen Çinli turist sayısının son yıllarda artış sağlaması, Çin ile olan ticaret hacminin 15 milyar doları bulması ve Çin’in Türkiye’de Çin Sanayi Bölgesi oluşturmaya karar vermesi sonrasında Çince derslerini müfredata alma kararı aldı. Milli Eğitim Bakanlığı, İzmir, Ankara ve İstanbul’un Çin firmalarının yatırım yapabileceği en uygun kentler olarak ilan edilmesi nedeniyle Çince derslerini pilot olarak 7 okulda uygulamaya koydu.

Ticaret ve Turizm Öğretimi Genel Müdürü Saadettin Sabaz, Türkiye’de turizm ve ticaret sektöründeki gelişmeler nedeniyle turizm meslek liselerinde verilen İngilizce, Almanca, Japonca ve Rusça’nın yanı sıra Çince derslerinin verilmesi kararı verdiklerini bildirdi. Bakanlık, Çince derslerinin verileceği pilot olarak 7 okul seçerken, bu okul sayısının gelecek yıllar itibariyle artırılması amaçlanıyor. Çince derslerinin verileceği 7 okul ise şöyle:

“-Adana Nezihe Yalvaç Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi

-Ankara Yenimahalle Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi

-İstanbul Beşiktaş Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi

-İstanbul Beşiktaş M.Ali Büyükanlı Anadolu Ticaret Meslek Lisesi

-İzmir Karşıyaka M.Ali Lahur Anadolu Ticaret Meslek Lisesi

-Nevşehir Anadolu Ticaret Meslek Lisesi.”

Öğretmene tekbir suçlaması: deli

Kenan Kıran’ın haberi

Din dersinde, öğrencilere teşrik tekbiri getirmeyi öğrettiği gerekçesiyle Sultanahmet Ticaret Meslek Lisesi ve Anadolu Ticaret Meslek Lisesi Müdürü Sırrı Gülmez tarafından hakkında soruşturma açılan ve okuldan uzaklaştırılan, İstanbul 7. İdare Mahkemesi tarafından okuluna geri dönmesine karar verilen Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmeni Hasan Çetin’e yönelik baskıları gözler önüne seriyoruz.

Okuldaki usûlsüzlükleri şikâyet eden Hasan Çetin’in, öğretmenlikten alınması için “deli” olduğuna yönelik dava açıldığı, mahkemenin ise söz konusu davayı reddettiği ortaya çıktı. Eminönü İlçe Milli Eğitim Müdürü Basri Özbay, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmeni Hasan Çetin’in, ruh sağlığının bozuk olabileceğini iddia ederek vesayet altına alınmasına talep etmiş ve Hasan Çetin hakkında dava açmıştı. Üsküdar 3. Sulh Hukuk Mahkemesi, söz konusu davayı reddetti.

Üsküdar 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin, 9 Ekim 2007 tarihli kararında, kendisine vasi tayin edilmesi istenen Hasan Çetin’in Haydarpaşa Numune Hastanesi’nce verilen 6098 sayılı ve 12 Eylül 2007 tarihli sağlık kurul raporunda, vesayetini gerektirir akıl hastalığının tesbit edilmediğinin bildirildiği hatırlatılarak, “İbraz edilen sağlık raporunda kendisine vasi tayin edilmesi istenen Hasan Çetin’in akıl hastalığı saptanmadığı bildirildiğinden, Eminönü İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün davasının reddi kanaatine varılmıştır. Gelen rapora ve mahkememizin gözlemlerine göre mahcur adayın kısıtlılık için hiçbir hastalığının olmadığı, vasi ve kayyım atanmasına gerek olmadığından açılan davanın reddine karar verilmiştir” denildi. Okul Müdürü Sırrı Gülmez, Baş Müdür Muavini Esen Kullebi (İnal) ve bazı müfettişlerin şikâyetçi olması üzerine Hasan Çetin hakkında dava açıldığı öğrenildi.

ÖZER: “EMİNÖNÜ İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN DAVASI REDDEDİLDİ”

Gazetemize açıklamada bulanan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ata Özer de, Hasan Çetin hakkında açılan davanın reddedildiğini söyledi.

Ata Özer, “Öğretmen Hasan Çetin’in, ruh sağlığının bozuk olabileceği sebebiyle sağlık kontrolünden geçirilmesi için CMUK 74. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere Eminönü Cumhuriyet Savcılığı’na intikali istenmiş olup, Üsküdar 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararında hastane tarafından verilen sağlık kurulu raporunda; vesayetini gerektirir akıl sağlığının saptanmadığının tespit edilmesi üzerine davacının davasının reddine karar verilmiştir” dedi.

DİN DERSİNDE TEKBİRE SORUŞTURMA

Okul Müdürü Sırrı Gülmez, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmeni Hasan Çetin hakkında, 5 Kasım 2006 tarihinde 11/A sınıfında ders yaparken, dersin müfredatı ve yıllık planda olmadığı halde, yüksek sesle, öğrencilerle birlikte “Allah-u Ekber, Allah-u Ekber…” şeklinde tekbirler getirdiği iddiasıyla soruşturma açmıştı. Sırrı Gülmez’in, 21 Kasım 2006 tarihli yazısında, Hasan Çetin’in ifadesini vermediği belirtilerek, “Müfredatta olmadığı halde öğrencilerin de teşviki ile sınıfta yüksek sesle tekbirler getirmeniz, Milli Eğitim Temel Kanunu’na aykırıdır. Bu fiiliniz 657 sayılı kanun ile 1702 sayılı özel kanunun ilgili maddelerine göre suç teşkil ettiğinden, savunmanızı, varsa delilleri ile birlikte yedi (7) gün içinde Müdürlüğünüze vermenizi rica ederim” deniliyor. Hasan Çetin’in aynı zamanda hafız olduğu da öğrenildi.

“MÜFETTİŞLERİN SORUŞTURMASI DEVAM EDİYOR”

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ata Özer, Hasan Çetin’in, 5 Kasım 2006 tarihinde din dersinde (Allah-u Ekber, Allah-u Ekber…) demesi ile ilgili inceleme-soruşturma dosyasının İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde bulunmadığını belirterek, “Ancak 2008 yılında Müdürlüğümüze gönderilen birtakım gazete kupürlerinde “Allah demek suçmuş” başlıklı haber üzerine, inceleme-soruşturma yapmak üzere Müdürlüğümüzce muhakkik görevlendirilmiş olup, inceleme-soruşturma hâlâ devam etmektedir” dedi.


Ek ders ücreti için çelik’ten son söz

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır’ın, öğretmenlere verilen ek ders ücretiyle ilgili soru önergesine yazılı yanıt verdi.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, öğretmenlerin ayakta gördükleri tedavi süresinde, derse girdiği varsayılarak ek ders ücreti almasının, istismar edildiğini ve bunun yeniden uygulamasının düşünülmediğini bildirdi.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır’ın, öğretmenlere verilen ek ders ücretiyle ilgili soru önergesine verdiği yazılı yanıtta Çelik, bakanlığa bağlı eğitim kurumlarındaki öğretmenlerin; ”Okul Öncesi ve Sınıf Öğretmenleri”, ”Genel Bilgi ve Meslek Dersleri Öğretmenleri” ve ”Atölye ve Laboratuvar Öğretmenleri” şeklinde üç grupta toplandığına işaret etti.
Çelik, haftada azami olarak, okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin 18 saat aylık ve 12 saat ek ders ücreti karşılığı, genel bilgi ve meslek dersleri öğretmenlerinin 15 saat aylık ve 15 saat ek ders ücreti karşılığı, atölye ve laboratuvar öğretmenlerinin ise 20 saat aylık ve 24 saat ek ders ücreti karşılığı görev yaptığını belirtti.
Aylık karşılığı ders görevini doldurmayan öğretmenlere, ek ders ücreti ödenmediğini ifade eden Çelik, bu durumun, çeşitli nedenlerle haftada birkaç gün fiilen derslere giremeyen öğretmenlerin, o hafta için ek ders ücretinden yararlanamamaları ya da az yararlanması sonucunu doğurduğunu bildirdi.
-”DERS SAATLERİNDE, SAĞLIK KURUMLARINA GİDİYORLAR”-
Çelik, 2007 yılında yapılan düzenlemeyle, 1 ayda 4 günü geçmemek üzere, ayakta görülen tedavi nedeniyle derse giremeyen yönetici ve öğretmenlerin, bu tedavi süresinde ders görevlerini yapmış sayılarak, karşılığında ek ders ücretinden yararlandırıldığını anımsatarak, şöyle devam etti:
”Bu değişikliğin yürürlüğe konulduğu tarihten sonraki süreçte; il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri, okul müdürlükleri, veliler ve bazı öğretmenlerden gelen şikayetler değerlendirilmiştir. Söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ayakta tedavi gören öğretmenlerin sayısında büyük artış olduğu, öğretmenlerin özellikle ders görevlerinin bulunduğu saatlerde sağlık kurumlarına gittikleri, dolayısıyla iyi niyet yaklaşımıyla yapılmış bulunan değişikliğin büyük ölçüde istismar edildiği ve bu durumun da derslerin boş geçmesine neden olarak eğitim-öğretim hizmetlerini olumsuz yönde etkilediği görülmüştür.
Bu nedenle, eğitim-öğretim hizmetlerini olumsuz etkileyen ve farklı yöntemlerle önüne geçilebilmesi mümkün olmayan bu istismarın ortadan kaldırılmasının tek ve kaçınılmaz yolunun, söz konusu düzenlemenin yürürlükten kaldırılması olacağı görülmüş ve düzenleme yürürlükten kaldırılmıştır.”
Çelik, büyük ölçüde istismar edildiği belirlenen bu uygulamanın, yeniden yürürlüğe konulmasının düşünülmediğini bildirdi. Çelik, sağlık kurumlarının 24 saat görev yaptığı için, öğretmenlerin, ders olmadığı saatlerde sağlık kurumlarına giderek, yürürlükten kaldırılan uygulamadan olumsuz yönde etkilenmeyeceğini kaydetti.
AA

1 milyon 800 bin öğrenci okulla tanıştı

İlköğretim ve okul öncesine kayıt yaptıran yaklaşık 1 milyon 700 bin öğrenci bugün okula başladı.

Okullarına alışmak amacıyla bir hafta erken başlayan minik öğrenciler, 5 Eylüle kadar “uyum programı”na alınacak. Öğrenciler, bu program kapsamında öğretmenlerinin gözetiminde çeşitli etkinliklere katılacak, okullarını, arkadaşlarını, öğretmenlerini tanıyacak. Öğrencilere “okula güvenle gidip gelme” eğitimi de verilecek. Bu süreçte veliler de zaman zaman sınıf ortamına alınacak, rehberlik ve psikolojik danışma servislerince bilgilendirilecek.

Bu eğitim öğretim yılında ilköğretim okullarına 1 milyon civarında, okul öncesine de 700 bin çocuğun kayıt yaptırdığı tahmin ediliyor.

8 EYLÜLDE DERS BAŞI

2008-2009 eğitim-öğretim yılı 8 Eylül 2008 Pazartesi günü başlayacak. İlköğretim okullarındaki 10 milyon 870 bin ve liselerdeki 3 milyon 245 bin olmak üzere toplam 14 milyon 115 bin öğrenci ile 600 bine yakın öğretmen ders başı yapacak.

MEB, ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri ile öğretmenlere toplam 165 milyon adet ücretsiz kitap dağıtacak. İlköğretim ve ortaöğretim öğrencilerine ders ve çalışma kitapları, öğretmenlere de kılavuz kitaplar verilecek.

Ders kitapları, okulların açıldığı gün sıraların üzerinde hazır bulundurulacak. Her öğrenci için ayrı ayrı hazırlanan poşetlerde tüm ders kitapları yer alacak.

Eğitim-öğretim yılının ilk yarısı 23 Ocak 2009 Cuma günü sona erecek ve öğrenciler, 26 Ocak-6 Şubat 2009 arasında tatil yapacak. İkinci yarıyıl 9
Şubatta başlayacak ve 12 Haziranda sona erecek.

%d blogcu bunu beğendi: