Tag Archives: Meslek Lisesi

Meslek Lisesi Oranı Artacak

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik mesleki ve teknik eğitimin  toplam ortaöğretim içindeki oranının 2010’da yüzde 50’ye ulaşacağını söyledi.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin  Çelik, mesleki ve teknik eğitimin toplam ortaöğretim içindeki oranının yüzde 50  olması hedefine 2010’da ulaşılacağını söyledi. Yeni Şafak’a konuşan Çelik,  “Mesleki ve teknik okullara talep önemli oranda arttı. Mesleki eğitimin toplam  ortaöğretim içindeki oranı yüzde 42,58’e ulaştı. Yüzde 28 ile başladık yüzde  42’ye çıktı. 2011’in sonunda asgari yüzde 50 hedefi koyduk hükümette. Bazıları  ütopik buldu. Ama ben inanıyorum ki o hedefe 2010 veya 2011’in başı gibi  ulaşacağız” dedi. “Sanayicilerle ne zaman bir araya gelsek iyi yetişmiş ara  eleman ihtiyaçlarını dile getiriyorlar” diyen Çelik, TOBB ile yaptıkları bir  protokol çerçevesinde yetişmiş eleman talebini karşılamaya çalıştıklarını  söyledi. Çelik şunları söyledi: “Problem aslında şudur: Herkes beyaz yakalı  olmak istiyor. Şimdi üretecek insana ihtiyaç var aslında. Ekonomideki gelgitler  her yerde yaşanır. Ama meslek erbabı her zaman iş bulur, aç kalmaz. İnsanın  sahip olduğu hiçbir şeyin modası geçmez. Yeter ki kendinizi yenileyin.”

Özcan: “MYO’lar İçin ABD’deyiz”

Türkiye’deki meslek yüksekokullarının durumlarını düzeltmek ve prestijlerini artırmak için ABD’deki meslek yüksekokullarıyla işbirliği yapılacak.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, ABD’ye gelme amaçlarından en önemlilerinden birinin, Türkiye’deki meslek yüksekokullarının durumlarını düzeltmek ve prestijlerini artırmak amacıyla ABD’deki meslek yüksekokullarıyla işbirliği yapmak olduğunu söyledi.

ABD’ye, Türkiye’deki meslek yüksekokullarının içinde bulundukları durumu düzeltmek amacıyla işbirliği için geldiklerini belirten Prof. Dr. Özcan, meslek yüksekokullarının Türkiye’de prestijlerinin üniversitelere göre daha düşük olarak algılandığını ifade etti. Özcan, meslek yüksekokullarının Türkiye’de daha çok “ara eleman yetiştiren okullar” şeklinde görüldüğünü belirterek, en başta “ara eleman” yerine “teknik eleman” sözcüğünü kullanmayı yeğlediklerini kaydetti.

Prof. Dr. Özcan, şöyle konuştu:

“Aslında meslek yüksekokulları ekonomimizin motoru durumundadır. Eğer bu okullar ekonominin ve sanayinin istediği elemanları yetiştirse Türkiye’de pek çok şey hallolacaktır. Eğer bir kısım öğrencimizi, lise mezunumuzu, üniversiteye değil de meslek yüksekokullarına yönlendirebilirsek o zaman üniversite kapısı önündeki ağır yükten de epeyce kurtulmuş olacağız.

Yapılabilecek şeylerden en iyisi meslek yüksekokullarının iyi çalıştığı ülkelerden yardım almaktı. Zaten 1998 yılından beri ABD’deki meslek yüksekokullarıyla bir ilişkimiz var, onlarla öğrenci ve öğretim görevlisi değişiminde bulunuyorduk, fakat bunlar çok sınırlı ilişkilerdi, 5 öğrenci 10 öğretim üyesiydi, çok azdı. Buraya gelme amacımızdan bir tanesi de bunun alanını biraz genişletmek, en azından 50 öğrenci, 40-50 öğretim görevlisi yollamak.”

Türkiye’de ABD’deki meslek yüksekokullarıyla programlarının karşılaştırılabileceği 7-8 okul olduğunu belirten Özcan, bu okullardan başlamak üzere “1 1” modelini genişletmeyi düşündüklerini bildirdi. Prof. Dr. Özcan, “Bunu yapabilirsek inanıyoruz ki meslek yüksekokullarının bu düşük prestiji ortadan kalkacak, çok aranan, sevilen okullar haline gelecektir” dedi.

Prof. Dr. Özcan, “Seçtiğimiz bu 7-8 okuldan öğretmenler ve idareciler yazın buraya gelecek, yaz tatillerini burada geçirecekler ve sistemi öğrenecekler. Ondan sonra da 1 1’e başlayacağız. 2010’da inşallah öğrencilerimizi buraya yollayacağız” diye konuştu.

Türkiye’de meslek yüksekokullarının sayısının 643’ü bulduğunu ve bunun biraz fazla olduğunu belirten YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan, “Bölge ihtiyaçlarına bakılmadan açıldı bunlar ama şimdi biz mesela iş adamlarından, endüstricilerden oluşan bir kurulun her okul için oluşturulmasını ve bundan sonra okul ve bu kurulun ortak çalışmasını istiyoruz. İş adamları ve endüstriciler neye ihtiyaçları olduğunu okula söylesinler” dedi.

Öğretmene tekbir suçlaması: deli

Kenan Kıran’ın haberi

Din dersinde, öğrencilere teşrik tekbiri getirmeyi öğrettiği gerekçesiyle Sultanahmet Ticaret Meslek Lisesi ve Anadolu Ticaret Meslek Lisesi Müdürü Sırrı Gülmez tarafından hakkında soruşturma açılan ve okuldan uzaklaştırılan, İstanbul 7. İdare Mahkemesi tarafından okuluna geri dönmesine karar verilen Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmeni Hasan Çetin’e yönelik baskıları gözler önüne seriyoruz.

Okuldaki usûlsüzlükleri şikâyet eden Hasan Çetin’in, öğretmenlikten alınması için “deli” olduğuna yönelik dava açıldığı, mahkemenin ise söz konusu davayı reddettiği ortaya çıktı. Eminönü İlçe Milli Eğitim Müdürü Basri Özbay, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmeni Hasan Çetin’in, ruh sağlığının bozuk olabileceğini iddia ederek vesayet altına alınmasına talep etmiş ve Hasan Çetin hakkında dava açmıştı. Üsküdar 3. Sulh Hukuk Mahkemesi, söz konusu davayı reddetti.

Üsküdar 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin, 9 Ekim 2007 tarihli kararında, kendisine vasi tayin edilmesi istenen Hasan Çetin’in Haydarpaşa Numune Hastanesi’nce verilen 6098 sayılı ve 12 Eylül 2007 tarihli sağlık kurul raporunda, vesayetini gerektirir akıl hastalığının tesbit edilmediğinin bildirildiği hatırlatılarak, “İbraz edilen sağlık raporunda kendisine vasi tayin edilmesi istenen Hasan Çetin’in akıl hastalığı saptanmadığı bildirildiğinden, Eminönü İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün davasının reddi kanaatine varılmıştır. Gelen rapora ve mahkememizin gözlemlerine göre mahcur adayın kısıtlılık için hiçbir hastalığının olmadığı, vasi ve kayyım atanmasına gerek olmadığından açılan davanın reddine karar verilmiştir” denildi. Okul Müdürü Sırrı Gülmez, Baş Müdür Muavini Esen Kullebi (İnal) ve bazı müfettişlerin şikâyetçi olması üzerine Hasan Çetin hakkında dava açıldığı öğrenildi.

ÖZER: “EMİNÖNÜ İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN DAVASI REDDEDİLDİ”

Gazetemize açıklamada bulanan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ata Özer de, Hasan Çetin hakkında açılan davanın reddedildiğini söyledi.

Ata Özer, “Öğretmen Hasan Çetin’in, ruh sağlığının bozuk olabileceği sebebiyle sağlık kontrolünden geçirilmesi için CMUK 74. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere Eminönü Cumhuriyet Savcılığı’na intikali istenmiş olup, Üsküdar 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararında hastane tarafından verilen sağlık kurulu raporunda; vesayetini gerektirir akıl sağlığının saptanmadığının tespit edilmesi üzerine davacının davasının reddine karar verilmiştir” dedi.

DİN DERSİNDE TEKBİRE SORUŞTURMA

Okul Müdürü Sırrı Gülmez, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmeni Hasan Çetin hakkında, 5 Kasım 2006 tarihinde 11/A sınıfında ders yaparken, dersin müfredatı ve yıllık planda olmadığı halde, yüksek sesle, öğrencilerle birlikte “Allah-u Ekber, Allah-u Ekber…” şeklinde tekbirler getirdiği iddiasıyla soruşturma açmıştı. Sırrı Gülmez’in, 21 Kasım 2006 tarihli yazısında, Hasan Çetin’in ifadesini vermediği belirtilerek, “Müfredatta olmadığı halde öğrencilerin de teşviki ile sınıfta yüksek sesle tekbirler getirmeniz, Milli Eğitim Temel Kanunu’na aykırıdır. Bu fiiliniz 657 sayılı kanun ile 1702 sayılı özel kanunun ilgili maddelerine göre suç teşkil ettiğinden, savunmanızı, varsa delilleri ile birlikte yedi (7) gün içinde Müdürlüğünüze vermenizi rica ederim” deniliyor. Hasan Çetin’in aynı zamanda hafız olduğu da öğrenildi.

“MÜFETTİŞLERİN SORUŞTURMASI DEVAM EDİYOR”

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ata Özer, Hasan Çetin’in, 5 Kasım 2006 tarihinde din dersinde (Allah-u Ekber, Allah-u Ekber…) demesi ile ilgili inceleme-soruşturma dosyasının İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde bulunmadığını belirterek, “Ancak 2008 yılında Müdürlüğümüze gönderilen birtakım gazete kupürlerinde “Allah demek suçmuş” başlıklı haber üzerine, inceleme-soruşturma yapmak üzere Müdürlüğümüzce muhakkik görevlendirilmiş olup, inceleme-soruşturma hâlâ devam etmektedir” dedi.


%d blogcu bunu beğendi: