Tag Archives: milli eğitim bakanlığı

MEB İddiaları Yalanladı

MEB, Bakan Çelik’in katıldığı açılış töreninde “Öğrencilere montlarının çıkarttırılıp üşümelerine sebep olunduğu” yönündeki haberleri yalanlanladı…
Milli Eğitim Bakanlığından yapılan açıklamada, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in dün Konya’da bir okulda katıldığı açılış töreninde, “Öğrencilere montlarının çıkarttırılıp üşümelerine sebep olunduğu” yönündeki haberlerin “tümüyle yalan olduğu” bildirildi.

Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinden yapılan yazılı açıklamada, Çelik’in dün Konya’da gün boyu Karatay, Selçuklu, Ilgın, Akşehir ve Yunak ilçelerinde okul açılış törenlerine katıldığı anımsatıldı.

Açılış törenlerinde bir okulda öğrencilerin montlarının çıkarttırılıp üşümelerine sebep olunduğu yönünde bazı gazetelerde haberler yayımlandığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Bahsi geçen okulda öğrencilerin montlarının çıkarttırılması konusunda hiç kimse tarafından hiçbir talimat verilmemiştir. Öğrenciler törenlere hava şartları da göz önüne alınarak ailelerin istediği ve tercih ettiği kıyafetlerle ve aileleri ile birlikte katılmışlardır. Öğrencilere montların çıkarttırılıp üşümelerine sebep olunduğu haberi tümüyle yalandır. Hatta havanın yağışlı olduğu törenlerde Sayın Bakanımızın talimatıyla çocuklar ve veliler tören alanından kapalı alanlara alınmışlardır. Haberlerde kullanılan fotoğrafın törenlerle ilişkisi yoktur. Sadece 3 kız öğrencinin montsuz fotoğrafının yer alması haberin bir senaryo olduğunu göstermektedir. Eğer bir talimat söz konusu olsaydı tüm öğrencilerin montlarını çıkarmaları gerekirdi ki böyle bir fotoğraf söz konusu değildir.”

Açıklamada, “Bakan Çelik‘in bir hafta sonu tatilini evde veya başka bir dinlenme yerinde istirahatle geçirme imkanı varken dün sabah erken saatlerden itibaren Karatay, Selçuklu, Ilgın, Akşehir ve Yunak’ta toplam 12 eğitim kuruluşun açılış ve temel atma törenlerine katıldığı, katıldığı her yerde halkın, öğrencilerin, öğretmenlerin ve velilerin yoğun ilgisiyle karşılaştığı” kaydedildi.

Açıklamada, “Sayın Bakanımızın her törende öğrencilerle kurduğu iletişim ve gösterdiği ilgi takdir toplamıştır. Bu fedakarlık, çalışma ve gayret tebrik edileceği yerde bu tür haberlerle başarıların gölgelenmeye çalışılmasının insaf ölçüleri ile bağdaşır tarafı yoktur” denildi.

(AA)

Reklamlar

Zorunlu Eğitim 9 Yıl Oluyor

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2009-2010 yılından itibaren, okul öncesinde pilot olarak zorunlu eğitime geçmeyi planlıyor.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2009-2010 yılından itibaren, okul öncesinde pilot olarak zorunlu eğitime geçmeyi planlıyor. MEB, okul öncesi alanda okullaşma oranları en yüksek 30 il belirleyerek, bu çerçevede hazırlık çalışması yapmaları talimatı verdi.

MEB Okulöncesi Eğitim Genel Müdürü Remzi İnanlı, okul öncesi eğitimde okullaşma oranlarını yükseltmeyi hedeflediklerini belirtti. Bu çerçevede yapılan çalışmaları anlatan İnanlı, geçen yılın verilerine göre yüzde 30 düzeyinde olan okullaşma oranının bu yıl gerçekleşen kayıtlarla yüzde 35’e yükselmesini beklediklerini kaydetti. Okullaşma oranını 2013 yılında yüzde 50’ye çıkarmayı amaçladıklarını ifade eden İnanlı, okul öncesi eğitim çağı olarak kabul edilen 36-72 ay arasında her bir yaş grubunda 1 milyon 100 biner çocuk bulunduğunu belirtti.

Okul öncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesi amacıyla çalışma başlattıklarını bildiren İnanlı, okullaşma oranları en yüksek olan 30 il belirleyerek bu illere birer yazı gönderildiğini ifade etti. İnanlı, yazıda illerden 60-72 ay (ilköğretime başlama yaşından önceki yaş olan 6 yaş) yaş grubu çocukları için okul öncesi eğitiminin zorunlu tutulmasına yönelik hazırlık çalışması yapmalarının istendiğini söyledi.

İnanlı, bu illerin okullaşma oranları yüzde 40’ın üstündeki Amasya, Artvin, Bilecik, Bolu, Burdur, Çanakkale, Çankırı, Denizli, Edirne, Eskişehir, Gümüşhane, Kırklareli, Kırşehir, Kütahya, Muğla, Nevşehir, Rize, Sakarya, Sinop, Trabzon, Tunceli, Uşak, Yozgat, Bayburt, Karaman, Kırıkkale, Bartın, Ardahan, Yalova ve Kilis olduğunu belirtti.

İnanlı bu illerden okul, öğretmen ve çocuk sayılarının, bu alandaki ihtiyaçlarının belirlenmesine yönelik çalışma yürütmelerinin istendiğini ifade ederek, gelen sonuçlara göre durum değerlendirmesi yapılacağını anlattı. Bu değerlendirme sonucuna göre uygun görülen illerde okul öncesinde zorunlu eğitime geçilmesi için pilot uygulama başlatılacağını bildiren İnanlı, uygulamaya 2009-2010 yılında geçmeyi hedeflediklerini dile getirdi.

20 BİN ÖĞRETMEN İHTİYACI OLUR

Soru üzerine, okul öncesi eğitimin zorunlu olmasına ilişkin pilot uygulama için kanun gerekmediğini belirten İnanlı, (Türkiye genelinde okul öncesinde zorunlu eğitime geçilecek) denilirse o zaman kanun gerekir. Ancak pilot uygulama için gerekmiyor dedi.

Okullaşma oranları göz önünde bulundurularak okul öncesinde zorunlu eğitime yapılacak illerin değerlendirilmesinin sürekli olacağını kaydeden İnanlı, illerden gelecek raporların bu alanda önlerini görmelerini sağlayacağını ifade etti.

İnanlı, Türkiye genelinde zorunlu eğitime geçilmesi durumunda 20 bin öğretmene ihtiyaç duyulacağını sözlerine ekledi.

Okul öncesinde sadece 6 yaş grubunda zorunlu eğitime geçilmesi durumunda, okul öncesi ve ilköğretimle birlikte zorunlu eğitim süresi toplam 9 yıla çıkmış olacak.

Okul öncesi eğitimi 36-72 ay (3-6 yaş) arasındaki çocukları kapsıyor. 6 yaşını tamamlayıp 7 yaşına giren çocuklar ilköğretime başlıyor.

OKUL ÖNCESİNDE DURUM

2007-2008 eğitim-öğretim yılı verilerine göre, Türkiye’de okul öncesi eğitimde 916 devlet anaokulunda, 755 özel anaokulunda ve ilköğretim okulları bünyesindeki toplam 20 bin 835 ana sınıfında 366 bin 209’u erkek, 335 bin 753’ü kız olmak üzere toplam 701 bin 962 çocuk eğitim alıyor. Bu okullarda 25 bin 650 kadrolu, 251 sözleşmeli öğretmen ve 16 bin 68 usta öğretici olmak üzere toplam 41 bin 969 kişi görev yapıyor.

Okul öncesinde 2004 yılından bu yana mobil ana okulları da hizmet veriyor. Aydın, Antalya, Balıkesir, Bayburt, Bursa, Gümüşhane, Konya, Malatya, Sakarya, Van, Denizli, Gaziantep,İstanbul ve Ankara’da toplam 22 mobil anaokulunda özellikle yoksul semtlerdeki çocuklar eğitime alınıyor.

AA

Öğretmenlerin atamaları durduruldu

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik imzasıyla valiliklere gönderilen genelgede, 2008-2009 eğitim-öğretim yılı ders etkinliklerinin 8 Eylül 2008 tarihinde başladığı anımsatıldı.

Atamaların yarıyıl tatiline kadar durdurulduğu belirtilen genelgede, ancak ”Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği”nin ilgili maddelerinde belirtildiği şekilde sağlık durumu özürü olanlar, özel hayatını etkileyen olumsuz nedenlere bağlı olarak bulunduğu ilde görevini verimli bir biçimde yerine getirme imkanı kalmadığını savcılık veya güvenlik birimlerince düzenlenmiş belge ile belgelendirenler ile terör eylemleri nedeniyle eşi ve yakınları şehit olanların olağanüstü hallere bağlı yer değiştirme işlemlerinin bu karar dışında tutulduğu kaydedildi.

Ayrıca norm kadro fazlası olanların, yaz tatili döneminde özür durumundan dağıtım için il/ilçe emrine verilenlerin ve soruşturmaya dayalı görev yeri değişikliği teklif edilenlerin de atamaların durdurulması kararı kapsamı dışında kalacağı ifade edildi.

Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürü Vekili Necmettin Yalçın AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeni eğitim-öğretim yılının başladığına işaret ederek, öğretmen yokluğu nedeniyle derslerin boş geçmesinin önlenmesi için böyle bir düzenlemeye gidildiğini söyledi.

Ek ders ücreti için çelik’ten son söz

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır’ın, öğretmenlere verilen ek ders ücretiyle ilgili soru önergesine yazılı yanıt verdi.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, öğretmenlerin ayakta gördükleri tedavi süresinde, derse girdiği varsayılarak ek ders ücreti almasının, istismar edildiğini ve bunun yeniden uygulamasının düşünülmediğini bildirdi.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır’ın, öğretmenlere verilen ek ders ücretiyle ilgili soru önergesine verdiği yazılı yanıtta Çelik, bakanlığa bağlı eğitim kurumlarındaki öğretmenlerin; ”Okul Öncesi ve Sınıf Öğretmenleri”, ”Genel Bilgi ve Meslek Dersleri Öğretmenleri” ve ”Atölye ve Laboratuvar Öğretmenleri” şeklinde üç grupta toplandığına işaret etti.
Çelik, haftada azami olarak, okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin 18 saat aylık ve 12 saat ek ders ücreti karşılığı, genel bilgi ve meslek dersleri öğretmenlerinin 15 saat aylık ve 15 saat ek ders ücreti karşılığı, atölye ve laboratuvar öğretmenlerinin ise 20 saat aylık ve 24 saat ek ders ücreti karşılığı görev yaptığını belirtti.
Aylık karşılığı ders görevini doldurmayan öğretmenlere, ek ders ücreti ödenmediğini ifade eden Çelik, bu durumun, çeşitli nedenlerle haftada birkaç gün fiilen derslere giremeyen öğretmenlerin, o hafta için ek ders ücretinden yararlanamamaları ya da az yararlanması sonucunu doğurduğunu bildirdi.
-”DERS SAATLERİNDE, SAĞLIK KURUMLARINA GİDİYORLAR”-
Çelik, 2007 yılında yapılan düzenlemeyle, 1 ayda 4 günü geçmemek üzere, ayakta görülen tedavi nedeniyle derse giremeyen yönetici ve öğretmenlerin, bu tedavi süresinde ders görevlerini yapmış sayılarak, karşılığında ek ders ücretinden yararlandırıldığını anımsatarak, şöyle devam etti:
”Bu değişikliğin yürürlüğe konulduğu tarihten sonraki süreçte; il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri, okul müdürlükleri, veliler ve bazı öğretmenlerden gelen şikayetler değerlendirilmiştir. Söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ayakta tedavi gören öğretmenlerin sayısında büyük artış olduğu, öğretmenlerin özellikle ders görevlerinin bulunduğu saatlerde sağlık kurumlarına gittikleri, dolayısıyla iyi niyet yaklaşımıyla yapılmış bulunan değişikliğin büyük ölçüde istismar edildiği ve bu durumun da derslerin boş geçmesine neden olarak eğitim-öğretim hizmetlerini olumsuz yönde etkilediği görülmüştür.
Bu nedenle, eğitim-öğretim hizmetlerini olumsuz etkileyen ve farklı yöntemlerle önüne geçilebilmesi mümkün olmayan bu istismarın ortadan kaldırılmasının tek ve kaçınılmaz yolunun, söz konusu düzenlemenin yürürlükten kaldırılması olacağı görülmüş ve düzenleme yürürlükten kaldırılmıştır.”
Çelik, büyük ölçüde istismar edildiği belirlenen bu uygulamanın, yeniden yürürlüğe konulmasının düşünülmediğini bildirdi. Çelik, sağlık kurumlarının 24 saat görev yaptığı için, öğretmenlerin, ders olmadığı saatlerde sağlık kurumlarına giderek, yürürlükten kaldırılan uygulamadan olumsuz yönde etkilenmeyeceğini kaydetti.
AA

Din dersine satanizm de konulsun

Milli Eğitim Bakanlığı 2005 yılında uygulanmaya başlanan 9-10 ve 11’inci sınıf Din Kültürü Ahlak Bilgisi müfredatını değerlendirmek için din öğretmenlerinin görüşüne başvurdu.

Bunun için de 28 ilde 270 öğretmenin katılımıyla anket yapıldı. Rapor haline getirilen ve Talim Terbiye Kurulu’na sunulan çalışmada din öğretmenlerinin dersin daha iyi işlenmesi için ilginç önerileri de yer aldı.

Araştırmaya katılan bazı din öğretmenlerinin tartışma yaratacak önerileri şöyle:

* Abdestin alınması uygulamalı olarak öğrencilere öğretilmeli.

* 9. sınıf öğrencilerine namaz dua ve sureler öğretilmeli. Uygulama için mescid sınıfı açılmalı.

* Monoteizm, politeizm, ateizm gibi inanç biçimleri seviye olarak öğrencilerin ilgi alanı dışında. Öğrencilere daha aşina oldukları inanç biçimleri, yani satanizm, yoga, meditasyon gibi inançlar öğretilmeli.

* Günümüz insanının evliliğe bakış açısı ve bunun zararları ele alınmalı.

* Kur-an’ı tanıyoruz etkinliğinde sadece öğretmen değil, evinde Kuran olan bütün öğrenciler getirmeli.

* Evren ve ben konusunda canlılar alemi ve insanı konu edinen CD hazırlanmalı. Bakanlık bu tür materyalleri hazırlarsa din kültürü öğretmenleri yasal zorluklarla karşılaşmaktan kurtulur.

%d blogcu bunu beğendi: